Ürettiği muazzam şeyler karşısına yabancı ve düşman güçler olarak dikilen işçi kendini ezik, beceriksiz, yetersiz, haksız ve daha az zeki görür. Buna karşılık burjuva sınıfının bireyleri, işçinin emeği sayesinde elde ettikleri muazzam zenginlik, toplumsal güç ve lüks yaşamlarını kendi yetenek ve üstünlüklerinin bir sonucu olarak düşünürler. Emek sömürüsüyle kendilerine kurdukları “cennet” ayaklarını öylesine yerden keser ki, üstün ve ayrıcalıklı bir sınıf oldukları vehmine kapılırlar. Toplumsal çelişkilere ve sınıf mücadelesinin keskin sonuçlarına çarptıklarında ise, isyan edip...