İnsan doğası sabit ve değişmez bir öz değildir, tarihseldir. Hiçbir insan çocuğu açgözlülükle, başkalarını sömürerek servet biriktirme hırsıyla, kin ve nefretle dolu olarak doğmaz. Bu özellikler onun biyolojik yapısına kazınmış değildir. Tüm bunları insana veren, içine doğduğu toplumdur. Demek ki insanın içinde yaşadığı toplumsal yapı yani üretim, bölüşüm ve yaşam biçimleri değiştiğinde; insanın hareket ve düşünme biçimleri, kültürü ve gelenekleri de değişir. İnsanı kendi emeğine yabancılaştıran, onu aşağılayan kapitalist üretim tarzı ortadan kalktığında, insan da...