ABD-İsrail Emperyalist Haydutluğuna Karşı İran Emekçilerinin Yanındayız!

ABD-İsrail Emperyalist Haydutluğuna Karşı İran Emekçilerinin Yanındayız!
ABD-İsrail blokunun haydutça saldırganlığına amasız fakatsız karşı çıkarken, İran burjuva devletinin ve faşist molla rejiminin savunulması asla kabul edilemez! Ne emperyalist müdahale ne molla rejimi ne Pehlevi ne de İran egemen sınıfının bir başka kesimi! İranlı devrimci komünist harekete düşen tarihsel görev, bu doğrultuda işçi sınıfı kitleleri içinde propaganda yürütmek, sınıf bilincini yükseltmek ve onları devrimci bir hatta örgütlemektir. Aynı zamanda uluslararası devrimci hareket de ABD-İsrail blokunun emperyalist haydutluğuna bulunduğu her cephede karşı durarak İranlı...

Trump’s Madness or the Madness of US Imperialism?

Trump’s Madness or the Madness of US Imperialism?
There is a direct and inextricable link between the madness US imperialism resorts to in order to halt its historical decline and the madness of Trump. What catapulted the likes of Trump onto the political stage and paved the way for their ascent to the very apex is precisely the fact that the US is losing its hegemony over the imperialist system. However, to explain an imperialist war through, so to speak, matters of sordid...

Trump’ın Çılgınlığı mı ABD Emperyalizminin Çılgınlığı mı?

Trump’ın Çılgınlığı mı ABD Emperyalizminin Çılgınlığı mı?
ABD emperyalizminin tarihsel düşüşünü durdurmak için başvurduğu çılgınlık ile Trump’ın çılgınlığı arasında doğrudan ve kopmaz bir bağ var. Trump gibilerini siyaset sahnesine fırlatan ve en tepeye gelmelerinin önünü açan şey, ABD’nin emperyalist sistem üzerindeki hegemonyasını kaybediyor olmasıdır. Bir emperyalist savaşı, tabiri caizse uçkur ve şantaj konusuyla açıklamak, savaşın arkasındaki asıl belirleyici nedenleri görmemek ve kapitalist sistemin nasıl yapısal olarak savaş ürettiğini anlamamak olur.

Yakov Sverdlov’un Anısına

Yakov Sverdlov’un Anısına
Troçki aşağıdaki makaleyi, 16 Mart 1919’da yaşamını yitiren Yakov Sverdlov’un anısına 13 Mart 1925’te kaleme aldı. Sverdlov'un cenazesinde konuşan Lenin, şu pratik sonucu çıkardı: “Eğer yerini doldurmaktan kastımız tüm bu nitelikleri şahsında toplayan tek bir yoldaş bulabilmekse, böylesi bir adamın yerini asla dolduramayız... Onun tek başına üstesinden geldiği işler, bundan böyle ancak onun izinden giderek görevini sürdürecek bütün bir yoldaşlar grubu tarafından başarılabilir.”

Yangın, Savaş, Şiddet: Ölmek Değil Özgür ve Eşit Olmak İstiyoruz!

Yangın, Savaş, Şiddet: Ölmek Değil Özgür ve Eşit Olmak İstiyoruz!
1911 Triangle yangınından Dilovası'ndaki iş cinayetine, emperyalist savaşların yarattığı yıkımdan gece vardiyalarında tükenmeye… Emekçi kadınlar geçmişten bugüne kapitalist sistemin yol açtığı felaketlere karşı direnirken, bunun ayrılmaz bir parçası olan eşitlik ve özgürlük mücadelesini de ileriye taşıyorlar. Kâr hırsına, sömürüye, erkek egemen sisteme ve şiddete karşı omuz omuza mücadele eden emekçi kadınların dayanışma ve mücadele mesajları: Ölmek değil, özgür ve eşit olmak istiyoruz!

Değişim Zor Olabilir Ancak Hiçbir Şey İmkânsız Değildir!

Değişim Zor Olabilir Ancak Hiçbir Şey İmkânsız Değildir!
8 Mart Uluslararası Emekçi Kadınlar Günü benim için sadece kutlanan bir gün değil; düşünmemiz, sorgulamamız ve yüzleşmemiz gereken bir gündür. Çünkü kadınların hayatına baktığımızda hâlâ büyük bir eşitsizlik, ağır bir sömürü ve büyük bir şiddet gerçeğiyle karşı karşıyayız. Kadınlar hayatın her alanında var. Evde, işte, sokakta, okulda… Emek veriyorlar, üretiyorlar, toplumu ayakta tutuyorlar. Tüm bunlara rağmen hâlâ en çok şiddete maruz kalan, toplumda ikinci sınıf insan muamelesi gören ve ötekileştirilen yine kadınlardır. Susturulmaya, değersizleştirilmeye, görmezden...

Ekmek ve Güller Grevi: Dayanışma ve Umudun Öyküsü

Ekmek ve Güller Grevi: Dayanışma ve Umudun Öyküsü
1912’de ABD’nin Massachusetts eyaletine bağlı Lawrence kentinde patlak veren Ekmek ve Güller Grevi, işçi sınıfının etnik köken ve cinsiyet sınırlarını aşarak bütünleşmesinin ve dayanışmasının bir sembolüdür. Kadınların, özellikle de 14-18 yaşlarındaki genç kadın işçilerin ön saflarda yer aldığı bu grev, bugün 8 Mart Uluslararası Emekçi Kadınlar Günü olarak andığımız tarihsel sürecin, özgürlük ve eşitlik mücadelesinin mihenk taşlarından biridir.

Ekmek ve Güller (Bread and Roses) Şiiri

Ekmek ve Güller (Bread and Roses) Şiiri
“Ekmek ve Güller” sloganı, dönemin kadın hakları savunucusu Helen Todd’un oy hakkına dair yaptığı bir konuşmasında geçen “Ekmek herkes için ama güller de öyle” ifadesine dayanır. Bu konuşmadan ilham alan James Oppenheim, Aralık 1911’de “Ekmek ve Güller” şiirini yayımladı. Bir ay sonra, Ocak 1912’de ABD’nin Massachusetts eyaletine bağlı Lawrence kentinde ücret kesintilerine, uzun ve ağır çalışma koşullarına karşı isyan edip greve giden 20 bin kadın tekstil işçisinin bu görkemli mücadelesi, şiirin içeriğiyle bütünleşerek tarihe Ekmek...

Eşitsizliğe, Sömürüye, Şiddete, Erkek Egemen Zihniyete Hayır Diyoruz!

Eşitsizliğe, Sömürüye, Şiddete, Erkek Egemen Zihniyete Hayır Diyoruz!
Bizler, sabahın köründe fabrikalara girenleriz; evdeki bakım yüküyle işteki yoğun tempo arasında hayatı omuzlayanlarız. Farklı işkollarından ama aynı kapitalist sömürü çarkının içinden sesleniyoruz: Üreten, ezilen, sömürülen emekçi kadınlarız. Bize dayatılan “kadının yeri evidir” geri düşüncesini, işte ve evdeki emeğimizin görmezden gelinmesini, eşitsizliği, erkek egemen zihniyeti, şiddeti, savaşı reddediyoruz. Kaybedecek hiçbir şeyimiz yok. Fabrikaların, hastanelerin, ofislerin ve sokakların gerçek sahipleri olarak hayatın her alanında olmaya ve mücadelemizi büyütmeye devam edeceğiz!

Ne Emperyalist Müdahale Ne Molla Rejimi!

Ne Emperyalist Müdahale Ne Molla Rejimi!
Dünya ve Ortadoğu işçi sınıfı için, emperyalist savaşın karşısında olmak dışında başka hiçbir yol yoktur. Ne emperyalist müdahale ne molla rejimi! İşçi sınıfına düşen görev, emperyalist haydutlara karşı çıkarken aynı zamanda yerli burjuvaziye de karşı çıkmak ve onun iktidarını yıkmak için mücadele etmektir! Başta ABD olmak üzere, dünyanın her yerinde işçi sınıfı da emperyalist müdahaleye karşı çıkarak İran işçi sınıfı ile dayanışmayı büyütmelidir!

We Stand With the Working People of Iran Against US-Israeli Imperialist Banditry!

We Stand With the Working People of Iran Against US-Israeli Imperialist Banditry!
While we unconditionally oppose the bandit-like aggression of the US-Israeli bloc, the defense of the Iranian bourgeois state and the fascist mullah regime is absolutely impermissible! Neither imperialist intervention, nor the mullah regime, nor Pahlavi, nor any other faction of the Iranian ruling class! The historical task falling upon the Iranian revolutionary communist movement is to conduct propaganda among the working-class masses along these lines, to elevate their class consciousness, and to organize them along...

Cibali Kadın İşçilerinden Bugüne: Kreş Haktır, Çalışma Saatleri Kısaltılsın!

Cibali Kadın İşçilerinden Bugüne: Kreş Haktır, Çalışma Saatleri Kısaltılsın!
Görev, bize düşüyor! Sorun bizim sorunumuzsa, bu sorunları çözmek için harekete geçmeliyiz. Patronlar gelip bizim adımıza fabrikaya kreş açılması için, okullarda çocuklara bir öğün ücretsiz yemek verilmesi için ya da iş saatlerinin kısaltılması için mücadele etmeyecek! Çalışma saatleri kısaltılsın! Eşit işe eşit ücret sağlansın! Doğum ve emzirme süreleri uzatılsın, çocuk bakım sorumluluğu için babalara da eşit haklar tanınsın! Her fabrikaya, her mahalleye ücretsiz ve nitelikli kreş açılsın!

Komünist Manifesto’nun Doksan Yılı

Komünist Manifesto’nun Doksan Yılı
Troçki’nin çevirisini sunduğumuz bu önsözü, her ne kadar Komünist Manifesto’nun Doksan Yılı başlığını taşısa da, Manifesto üzerinden ele aldığı konular bugün de tüm yakıcılığıyla güncelliğini korumaktadır. Marx ve Engels tarafından Komünist Birlik’in programını açıklamak üzere yazılan Komünist Parti Manifestosu, 21 Şubat 1848’de Londra’da koyu yeşil kapaklı, Almanca bir broşür olarak basılmıştı. Kapitalizmin işleyiş yasalarını ve tarihsel dinamiklerini şaşırtıcı bir öngörüyle betimleyen, birçok yönden adeta bugün yazılmışçasına güncel olan ve işçi sınıfının dünya görüşü olan bilimsel...

Kapitalizm Ruh Sağlığımızı Bozuyor

Kapitalizm Ruh Sağlığımızı Bozuyor
Bu sistem bize “değerli hissetmiyorsan tüket” diyor, ürün pazarlıyor. “Ruhsal dengen bozulduysa ilaç kullan rahatla” diyor. Bizi pasif ve ölü yığınlara dönüştürmeye çalışıyor. Oysa reddetmemiz gereken şey, pasif ve ölü bireyler olmaktır! Düzenin bizi içine ittiği bu çıkışsızlık sarmalını kırmanın tek yolu, sosyalist toplum mücadelesine katılmaktır! İşçiler olarak sendikalarımızda örgütlenerek ekonomik haklarımız için mücadele etmek zorundayız. Aynı anda işçiler ve gençler olarak sosyalist bir dünya kurma mücadelesine omuz vermeliyiz. İşte o zaman değersizlik duygusunu yenebilir,...