Bu yıl, Vladimir İlyiç’in kız kardeşi ve ilk arkadaşı Olga İlyiniçna Ulyanova’nın ölümünün 40. yıl dönümü.[1] Olga İlyiniçna, 4 (16) Kasım 1871’de doğdu ve yaşça Vladimir İlyiç’e en yakın olanıydı.
Tabiri caizse, onunla bir çift olarak [paroy] büyüdü; bizim ailemizde çocuklar çifter çifter büyürdü.[2] Minyon ve cılız doğduğundan, dünyaya gelişi annem için kolay olmuştu. Denilebilir ki tüm o kısacık hayatı boyunca hem fiziksel açıdan –çocuklar arasında en az o hastalandı– hem de yetiştirilme yönünden en az dert ve üzüntüye sebep olan oydu. Hatta bu sonuncusuyla ilgili olarak, ebeveynlerine hiçbir dert yaşatmadığını söylemek daha doğru olur. Yürümeye erken başladı, öyle ki bu maharette kendisinden bir buçuk yaş büyük olan ağabeyi Volodya’ya yetişti. Tüm oyunlarda ve eğlencelerde ondan geri kalmazdı; ayrılmaz bir ikili olarak birlikte büyüdüler. Atılgan ve hayat doluydu. Erken çocukluk döneminde en çok uyku vaktinden hoşlanmazdı. Yatma zamanı geldiğinde feryat figan ağlar ve hiçbir zaman uyumadığını, sadece gözleri kapalı yattığını iddia ederdi. Biraz erkek çocuğu karakterine sahipti. Gürültülü oyunları ve koşuşturmayı severdi. Çatılara veya ağaçlara tırmanmada ağabeyinden geri kalmaz, eve üstü başı batmış bir halde veya yeni elbisesinin kolu yarıya kadar yırtılmış olarak dönerdi.
Dört yaşındayken, ağabeyi Volodya’nın yanında, yetişkinlerin hiç fark etmeyeceği bir şekilde okumayı öğrendi ve okumayı çok sevdi. Halk okulları müdürü olan babası İlya Nikolayeviç’e gelen çocuklar ve okullar için hazırlanmış kitapları; Semya i Şkola (Aile ve Okul), Detskoye Çteniye (Çocuk Okumaları) gibi çocuk dergilerini ağabeyiyle birlikte okurdu. Son derece kolay bir şekilde ezberlediği şiirleri, kendisinden rica eden herkese büyük bir iştiyakla, yüksek sesle okurdu. Nitekim henüz beş yaşındayken, Hayatta Elinden Gelen Her Şeyi Yapan Serçenin Masalı gibi uzun ya da Ninni [Kolıbel’naya pesnya] gibi ciddi bir şiiri ezbere okuyabiliyordu. Saf çocuk masalları veya hayali öyküler yerine, içerik itibarıyla bu tür şiirleri tamamen bilinçli olarak tercih etmesi ve kendi seçimiyle ezberlemesi onun tipik bir özelliğiydi. O dönemin çocuk edebiyatında genel bir ruh hali hâkimdi: Raznoçinetslerin [aydınların] şiiri, halka karşı görev bilinci, tek kelimeyle “serçe masalı” için çok karakteristik olan o fedakârlık ruhu. Yaklaşık akranımız olan yazar V. Veresayev de anılarında bu şiirden ve şiirin çocukluğunda kendisi üzerinde bıraktığı derin izlenimden bahseder.
Olya’nın öğrenim hayatı olağanüstü bir kolaylıkla ve başarıyla ilerliyordu. Tüm okul kitaplarını bir çırpıda okurken, henüz altı-yedi yaşlarındayken resimli Rus Tarihi’ni de aradan çıkarmış, üstelik hiçbir taraftan baskı görmeksizin, o dönemin okul müfredatını oluşturan tüm eski Rus prenslerinin ve çarlarının isimlerini sırasıyla hafızasına kazımıştı. Sekiz yaşında en yakın ilkokula girdi ve orada sadece bir kış boyunca üçüncü yani son şubede okudu. Zira orada yapabileceği başka bir şey kalmamıştı. O kış, yetenekleri ve birikimiyle kendinden yaşça büyük kız arkadaşları arasında hemen öne çıktı. Olya okula büyük bir şevkle gidiyordu ve okulu bırakmak zorunda kaldığı için çok üzülmüştü. Oradaki eğitimin yetersizliği nedeniyle onu lisenin alt sınıflarına vermemeye, doğrudan 4. sınıfa hazırlamaya karar verdiler. Nitekim ablasıyla birkaç yıl çalıştıktan sonra –ki bu çalışmaların büyük kısmını kendi başına hallediyordu– 1883 sonbaharında yani on iki yaşındayken bu sınıfa girdi. Sınıfları her zaman birincilik ödülleriyle geçti ve lise tahsilini on beş buçuk yaşında, 1887 yılında –Vladimir İlyiç ile aynı yılda– altın madalyayla tamamladı.
“Eğitim hayatı boyunca Olya’nın kız arkadaşlarıyla ilişkileri son derece iyiydi. Onlara tüm okul işlerinde seve seve yardım ederdi ve karakteri gereği herkesin sevgilisiydi.
Aile içinde, mizaç ve tabiat bakımından birçok ortak noktası bulunan –uyum, dengelilik, metanet, özellikle son derece belirgin bir görev bilinci, olağanüstü bir çalışma kapasitesi ve öğrenme sevgisi– ağabeyi Saşa’nın [Aleksandr] da gözdesiydi. Karakterinin birçok özelliğiyle annesine de benziyordu: Onun gibi şefkatli, güler yüzlü, neşeli ve her daim kendini meşgul edebilen biriydi. Annesi gibi müziği ve şarkı söylemeyi çok sever, bunları öğrenmek için büyük emek harcardı. Ancak annesinin müziğe olan üstün yeteneğini miras almamıştı. Olya 15-17 yaşlarındayken annem, “Olya’nın müzik yeteneğinin o kadar da fazla olmaması ne kadar üzücü” derdi, “oysa bu azmiyle ne kadar çok şeye ulaşabilirdi.” Ne var ki annemin kısıtlı gördüğü bu yetenekleriyle bile Olya, müzikte hepimizden daha fazlasını başardı ve zor klasik eserleri çalabilecek düzeye geldi. Yine aramızda sadece o, çizime karşı fena sayılmayacak bir kabiliyet sergilemişti; çizimleri lisede dahi dikkat çekiyordu.
Yabancı dil yeteneği de oldukça iyiydi. Lisede mükemmel bir seviyeye getirdiği Fransızca ve Almancanın yanı sıra, muazzam azmiyle, liseden mezuniyeti ile yükseköğrenim kurslarına [Bestujev Kursları] başlayışı arasındaki iki yıllık boşlukta, Kazan’da derslerini aldığı İngilizceyi ilerletmişti. Hatta tıp derslerini takip etmek üzere Helsingfors’a (Helsinki) yapmayı planladığı seyahat için tamamen kendi başına İsveççe öğrenmişti. Öyle ki İsveççeden kısa hikâyeler bile çeviriyordu. Olya çok yoğun, ciddi ve son derece üretken bir şekilde okurdu. Petersburg’da öğrencisiyken kendisinden kitaplar aldığı V. V. Vodovozov, onun bu okuma verimliliğine doğrudan hayret ederdi. Okuduğu kitaplara dair tuttuğu bazı notlar korunmuştur, hangi konu üzerine çalıştığını veya hangi kitaptan günde kaç sayfa okuduğunu titizlikle kaydettiği defterleri günümüze ulaşmıştır. Kendine karşı olan bu ciddiyeti ve yüksek talepkârlığıyla el attığı her meseledeki derinliğiyle, ağabeyi Saşa’yı [Aleksandr] çok andırıyordu.
Ağabeyi Saşa’nın ölümü onda sarsıcı bir etki yarattı. Annemin telgrafı üzerine Kazan’dan küçük çocukların yanına gelen teyzemiz[3] (annemin kız kardeşi), Olya’nın bu acı haberi aldığında hıçkırıklar içinde yere yığıldığını, sonra aniden yerinden sıçrayarak Çar’a yönelik yüksek sesli tehditler haykırdığını ve bu haliyle evdekileri nasıl korkuttuğunu anlatmıştı. Liseden bir kız arkadaşı da Olya hakkındaki anılarında, bu olaydan kısa bir süre sonra okulda düzenlenen resmi bir tören sırasında [Çar için düzenlenen bir tören kastediliyor] Olya’nın nasıl fenalaştığını yazar. Ancak genel olarak Olya’nın özdenetimi ve dayanma gücü çok yüksekti. Annesine kendi ruhsal sarsıntısını asla belli etmezdi.
Hiç şüphe yok ki Olga İlyiniçna ateşli bir devrimci olacaktı. Yetenekleri, meselelere derin ve ciddi yaklaşımı, daha o genç yaşlarında sahip olduğu engin birikimi ve karakterinin bütünlüğüyle devrimde çok faydalı ve gerekli bir insan olacaktı. Ne var ki hayatı yirminci yaşında ansızın yarıda kesildi: 1890 sonbaharında Petersburg’daki Yüksek Kadın Kurslarına giden Olga, 1891 ilkbaharında tifoya yakalandı ve kötü bir hastane olan Aleksandrovski Baraklarında bu hastalığa yılancık da (erizipel) eklendi. Olga İlyiniçna, 8 Mayıs 1891’de, garip bir tesadüf eseri olarak, dört yıl önce çok sevdiği ağabeyi Aleksandr İlyiç’in darağacında can verdiği günle tamamen aynı günde hayata veda etti.
Yükseköğrenim kurslarında da tıpkı lisede olduğu gibi kız arkadaşlarının büyük sevgisini kazanan Olga İlyiniçna, aralarında adeta birleştirici bir harç görevi görüyordu. Ona en yakın olan Yakubova, Nevzorova ve Torgonskaya, yıllar sonra karşılaştıklarında bile, birlikte geçirdikleri bir tek yılda kendilerine o kadar çok şey katan Olga’yı her zaman minnetle andıklarını söylerlerdi. Hastayken bile onlara derslerinde yardım etmiş, sınava yönelik kimya konularını anlatmıştı. Kendisi bu sınavı mükemmel bir şekilde vermiş ve 8 Nisanda eve şöyle yazmıştı: “Tam bir ay sonra eve dönmek üzere yola çıkıyorum.”
Petersburg’daki kursların seviyesinden pek memnun kalmayan Olga İlyiniçna, ertesi yıl tıp okumak üzere yurt dışına gitmeyi planlıyordu. Liseden bir kız arkadaşına[4] ve Vladimir İlyiç’e yazdığı, günümüze ulaşabilmiş o birkaç mektubu; onun arayışlarının derinliğini, ciddiyetini ve sosyal bilimlere olan büyük ilgisini gözler önüne sermektedir.
[1]Olga İlyiniçna Ulyanova 8 (20) Mayıs 1891’de vefat etmiştir. Ed.
[2] Anna ve Aleksandr (Saşa), Volodya ve Olga, Mariya ve Dmitri. Ç.N.
[3] Anna Aleksandrovna Veretennikova. Ed.
[4] A. F. Şçerbo kastedilmektedir. Ed.
