Özel sektör öğretmenlerinin ve mülakat mağduru atanmayan öğretmenlerin Ankara’daki mücadelesi, polisin baskı ve şiddetine rağmen sürüyor. Taleplerinin görmezden gelinmesine, verilen sözlerin tutulmamasına ve aralıksız polis şiddetiyle iradeleri kırılmaya çalışılan öğretmenler, tüm bunlara tepki göstermek ve seslerini duyurmak için 10 gündür açlık grevi yapıyorlar. Birçok kez polis saldırısına uğradılar. Kurtuluş Parkı’ndan Meclis önüne yürümek ve Milli Eğitim Bakanlığı önünde açıklama yapmak istediklerinde polis saldırdı; şiddet uyguladı ve birçoğunu gözaltına aldı. Geçtiğimiz gün ise Madenciler Anıtı’na yürümek istediklerinde polisin saldırısı daha da arttı. Doğrudan gözlerine biber gazı sıkılan birçok öğretmen geçici görme kaybı yaşadı, fenalaşarak bayılanlar oldu. Madencilere uygulanan polis şiddetinde de görüldüğü üzere, rejim, işçi sınıfının her türlü hak arama mücadelesini bastırarak burjuvazi için dikensiz gül bahçesi yaratmaya çalışıyor.
Özel sektör öğretmenleri “taban maaş” hakkının geri getirilmesini ve belirli süreli sözleşmelerin kaldırılmasını isterken; KPSS’den yüksek puan almalarına rağmen atanmayan mülakat mağduru öğretmenler ise iktidarın kendi ideolojik çıkarları doğrultusunda tasarladığı mülakat sisteminin kaldırılmasını talep ediyorlar.
Öğretmenlerin talepleri ne?
Her şeyden önce şu konunun altını çizmek lazım: Türkiye’de eğitime ayrılan bütçe bilinçli olarak kısılıyor, kamusal eğitim sistemi sistematik olarak niteliksizleştiriliyor. Bakımsız okullar, kalabalık sınıflar, sürekli değişen müfredatın gerici içeriği ve öğretmen yetersizliği… İktidar, bu yolla özel okulların mantar gibi türemesini teşvik eden, eğitim alanı üzerinden sermayeye kaynak aktaran bilinçli bir politika izliyor. Yalnızca imkânı olanlar değil, sayısız emekçi, dişinden tırnağından artırdığıyla çocuklarını özel okullara göndererek, devlet okullarına nazaran daha iyi bir eğitim almalarını sağlamaya çalışıyor. Fakat eğitim sistemindeki genel çöküş, niteliksizleşme ve vasatlık özel okulları da derinden etkiliyor. Eğitim kapitalistlerinin tek derdi daha fazla kâr elde etmek! Öğretmenler, uzun saatler boyunca düşük ücretlerle çalıştırılıyor ve hiçbir iş güvenceleri yok.
En büyük sorun, kısa süreli sözleşmeler ve ücretlerin düşüklüğüdür! Patronlar öğretmenlerle belirsiz (yani kesintisiz) süreli iş sözleşmesi imzalamıyorlar. En fazla 10 aylık sözleşme yapılıyor ve öğretmenler yaz aylarında doğrudan işsizliğe terk ediliyor. Önemli bir kısmı asgari ücret veya o civarda ücret alan, yazın ise tamamen gelirsiz kalan öğretmenlerin geçim sıkıntısı daha da ağırlaşıyor. Başta İstanbul olmak üzere büyük kentlerde özel okul öğretmenlerine ödenen bu sefalet ücretleriyle bir insanın geçimini sağlaması mümkün değil. Zaten sigorta primleri eksik ve düzensiz yatırılan öğretmenler, sözleşme bitince sağlık hizmetlerine ücretsiz ulaşamıyor. Kısa süreli sözleşmelerden dolayı öğretmenlerin kıdem ve ihbar tazminatı hakları gasp ediliyor. Keza sigorta primleri eksik yatırıldığı için emeklilik hakları da fiilen yok edilmiş oluyor.
2014’te 6552 sayılı Torba Kanunla, Özel Öğretim Kurumları Kanununda yapılan değişiklikle “taban maaş” hakkı gasp edildi ve öğretmenlerin haklarına ağır bir darbe indirildi. “Taban maaş” hakkını düzenleyen yasa; özel okullardaki öğretmen maaşlarının, resmi okullardaki dengi kıdemdeki devlet öğretmenlerinin maaşından ve sosyal yardımlarından daha az olamayacağını hükme bağlıyordu. Fakat özel okul patronları, ücretleri düşürmek ve kârlarını daha fazla artırmak için bu yasanın kaldırılmasını sağladılar. Şu anda Milli Eğitim Bakanı olan Yusuf Tekin, o dönem Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı olarak bu yasanın tasfiye edilmesinde ve eğitim alanındaki sermayenin önünün açılmasında başı çekiyordu.
“Taban maaş” hakkının kaldırılmasıyla birlikte özel okul patronları topyekûn bir saldırıya geçerek öğretmen ücretlerini hızla düşürmeye başladılar. Özellikle Covid-19 pandemisi döneminde öğretmenlerin ücretleri dibe vurdu ve asgari ücret düzeyine geriledi. Öğretmen maaşları reel olarak eritilirken, özel okul fiyatları sürekli arttığı için eğitim sermayesi kârlarını katladı.
Bu yüzden Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, yıllardır “taban maaş” hakkının geri getirilmesini ve kısa süreli sözleşme dayatmasının kaldırılarak öğretmenler için iş güvencesi oluşturulmasını istiyor. 2024 yılında Ankara’da yapılan eylemler, geçtiğimiz yıl da sürdürülmüştü. Ankara’ya yapılan yürüyüş ve eylemler, toplumda yankı uyandırmış ve emekçi kesimlerinin desteğini almıştı. Tam da bu yüzden, Milli Eğitim Bakanlığı ile Çalışma Bakanlığı bürokratları, öğretmenlerin taleplerinin karşılanacağı sözünü vermek zorunda kalmışlardı. Ancak aradan geçen zamana rağmen, verilen sözler tutulmadı ve tek bir somut adım bile atılmadı.
Bu sene de Ankara’ya giden öğretmenler, kendilerine verilen sözlerin tutulmasını istiyorlar. Mülakat mağduru öğretmenler de bu sene Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’nın öncülüğünde hak arama mücadelesine dâhil oldular. Yıllarca çalışıp KPSS sınavından yüksek puan alan binlerce öğretmen, iktidarın kasıtlı eleme mekanizmasına dönüşen mülakatlarına takılıyor ve atanmıyor. Bu yüzden, mülakat sisteminin kaldırılmasını ve atamaların, yalnızca KPSS puan üstünlüğüne ve liyakat ölçütlerine göre yapılmasını talep ediyorlar.
Öğretmenlerin taleplerinin karşılanmasının önüne geçen tek başına özel okul patronlarının örgütlü olduğu dernekler değil. Onların arkasında duran ve polis şiddetiyle öğretmenlerin direnişini kırmaya çalışan iktidar da gerçekte bu talepleri hayata geçirmek istemiyor.
Mücadeleye devam!
MEB yetkilileri ile görüşmelerinin ardından bugün öğretmenler adına bir açıklama yapan Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, toplum tarafından haklılıklarının anlaşıldığını ve taleplerinin desteklendiğini belirterek mücadeleye devam edeceklerini açıkladı:
“Gelinen aşamada hemen herkesin hak verdiği, desteklediği taleplerimiz toplumsal muhalefeti, Meclisin büyük bölümünü etkisi altına almış bir ortaklaşmanın zemini yaratılmıştır. Bu noktada bu ortaklaşmanın artık kimseyi ikna edemeyecek halk nezdinde geçerliliği olmayan argümanlarla parçalanamayacağını düşünüyoruz. Herkesin öğretmenlerin yanında olduğu bir atmosferde iktidar partisinin kendi içerisindeki piyasacı akla teslim olmayarak milyonların talebine kulak tıkımamasını temenni ediyoruz. Mücadelemiz devam ediyor.”
Sefalete itilen, uzun saatler boyunca çalıştırılan, her işe koşulmaya çalışılan ve emeği değersizleştirilen öğretmenler, haklarını almakta kararlılar.
“Taban Maaş” Hakkı Geri Getirilsin!
Belirli Süreli Sözleşmelere Son Verilsin!
Güvenceli Çalışma Hakkı!
Sigorta Primleri Eksiksiz Ödensin!
Mülakat Sistemi Kaldırılsın, Atanmayan Öğretmenlerin Hakları Teslim Edilsin!
