Ortadoğu’da Filistin, Filistin’de Ortadoğu

Ortadoğu’da Filistin, Filistin’de Ortadoğu
Bu yazı, ateşkes süreci başlamadan önce kaleme alınmıştır. Abbas ve Şaron’un, 8 Şubatta Şarm el-Şeyh’te bir araya gelerek ilan ettikleri ateşkes, Abbas’ın İsraillilere yönelik şiddet eylemlerine son verileceği, Şaron’un ise Filistinlilere yönelik askeri operasyonların durdurulacağı sözlerine dayanıyordu. Zirvede ne Abbas ne de Şaron “işgal” sözcüğünü ağızlarına aldılar. Var olan sorunların hiçbirisi gündeme getirilmedi. Bush’un “tarihi zirve” diye göklere çıkardığı bu zirvedeki “tarihi ateşkes”in delinmesi için sadece bir gün yetti. Ateşkesin üzerinden bir gün geçmeden İsrail...

Oportünizmin “Yeni Enternasyonal” Anlayışı ve Devrimci Bir Enternasyonalin Eksikliği-1

Oportünizmin “Yeni Enternasyonal” Anlayışı ve Devrimci Bir Enternasyonalin Eksikliği-1
Komünist Enternasyonalin 1 Eylül 1928’de yapılan Altıncı Kongresinin üzerinden 76 yıl geçti. Bu kongrede, dünya işçi sınıfının komünist önderliğinin bürokratik karşı-devrimin darbeleri altında ağır bir yenilgiye uğratıldığı tescillenmiş oldu. Ekim Devriminin prestijinin ve Avrupa’daki devrimci rüzgârların belirleyici olduğu bir dönemde kurulan işçi sınıfının bu dünya-devrimci önderliği, devrimin dünyaya genişleyememesi sonucunda içten yürüyen bürokratik bir karşı-devrimle yıkılan işçi devleti ile birlikte son buldu. İşçi devletinin cesedi üzerinde kendine has bir egemen sınıf olarak yükselen bürokrasi, Komünist...

Oportünizmin “Yeni Enternasyonal” Anlayışı-2 Birinci Enternasyonalin Tarihi Önemi ve Misyonu

Oportünizmin “Yeni Enternasyonal” Anlayışı-2 Birinci Enternasyonalin Tarihi Önemi ve Misyonu
Birinci Enternasyonal, işçi hareketi açısından, 1848 Devrimlerinin yenilgisiyle oluşan bir gericilik döneminde sınıf hareketinin ileri olduğu ülkelerle daha yeni gelişmekte olduğu ülkeler arasında bir koordinasyon ihtiyacına yanıt vermek için kurulmuştu. Çağrı’nın sonunda ve Enternasyonalin tüzüğünde işçi sınıfının kurtuluşunun onun kendi eseri olacağı ve siyasal iktidarı ele geçirmesi gerektiği vurgulanıyordu.

Devrimci Marksist Teorinin Yeniden Üretimi-2

Devrimci Marksist Teorinin Yeniden Üretimi-2
Gericilik dönemlerinde tutulması gereken ana halka; ideolojik-teorik savaşım, Marksist düşüncenin savunusu ve yeniden üretilmesi temelinde bir komünist partinin inşasına girişmektir. Bu başarıldığında, sınıf hareketinin düzeyi açısından bir gerileme yaşansa bile, bu durum devrimci düşüncenin, yöntem ve programın sürekliliği açısından bir kopmaya yol açmaz. Troçki’nin de söylediği üzere; “Marksizm en yüksek tarihsel ifadesini Bolşevizmde bulmuştur. Proletaryanın ilk zaferi ve ilk işçi devleti Bolşevizm bayrağı altında gerçekleşmiştir. Artık hiçbir güç bu olayları tarihten silmeyi başaramaz.”

Devrimci Marksist Teorinin Yeniden Üretimi

Devrimci Marksist Teorinin Yeniden Üretimi
Gericilik dönemlerinde kopan ideolojik halkalar yeniden Marksizme bağlanmalıdır Birinci Bölüm Her büyük tarihsel ilerleme dönemlerinin açılmasını önceleyen, bu tarihsel yükselişe ön gelen bir karanlık tarihsel konaklama dönemi olagelmiştir. Tarihin materyalist ve de diyalektik kavranışı, çürüme ve bu çürümenin somut yaşamda ya da toplumsal ilişkilerdeki ifadesi olan gericilik dönemlerinin kendi içinde karşıtını taşıdığını, bu karşıtına rağmen var olduğunu, buna binaen sürekli bir iç dönüşüm yaşadığını ve büyük devrimci gelişmelerin bizzat bu karanlığın içinde mayalanarak çıktığını gözler...

Uğur Yücel’in Yazı Tura Filmi: Kürt Sorununun Adını Koyamamak!

Uğur Yücel’in Yazı Tura Filmi: Kürt Sorununun Adını Koyamamak!
Uğur Yücel’in geçenlerde gösterime giren Yazı Tura filmi 41’nci Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde en iyi film seçildi. Film, ayrıca on ayrı dalda ödüle layık görüldü. Tüm bunlara rağmen şu sıralar gösterimde olan filme “beklenen” ilginin gösterilmediği görülüyor. Film, burjuva medya tarafından oldukça öne çıkarıldı; yazar-çizer takımı, eleştirmenler, filmi ve Uğur Yücel’i kutsadılar. Onlara göre film, söyleyeceklerini sakınmadan söyleyen, çok cesur bir film! Uğur Yücel bu filmle “toplumsal olaylara karşı duyarsız kalmadığını” iddia ediyor. Zaten,...

IMF ve Dünya Bankası’na Karşı Doğru Tutum

IMF ve Dünya Bankası’na Karşı Doğru Tutum
Dışarıda arama, IMF-DB zaten içeride! Türkiye gibi ülkelerde ekonomik kriz riski gündemden düşmüyor. Son yıllarda dünya ekonomisinin de genel anlamda bir kriz eğilimi içinde olması nedeniyle bu gibi ülkelerde patlak veren krizler giderek artıyor. Krizlerin etkisi gelişmiş kapitalist ülkelere nazaran daha az gelişmiş Türkiye gibi kapitalist ülkelerde daha yıkıcı oluyor. Bu durum kapitalist dünya ekonomisinin organik yapısından kaynaklanıyor. Krizler gerçekte bir bütün olarak bu sistemin krizleri olmasına rağmen, öncelikle ve en sık olarak sistemin en...

Emperyalist Savaş ve Kitlelerdeki İç Dönüşümün Öyküsü: 1902 Doğumlular

Emperyalist Savaş ve Kitlelerdeki İç Dönüşümün Öyküsü: 1902 Doğumlular
20. yüzyıl, dünya tarihi için eşi benzeri olmayan olayların bir arada yaşandığı yoğun bir yüzyıl olmuştur. Her ne kadar insanlık tarihinde daha önce de çok önemli değişimler olmuşsa da, tarihin gerçek anlamda bir dünya tarihi haline gelişi temel olarak kapitalizm döneminde, özel olarak da onun en yüksek aşamasını temsil eden emperyalizm döneminde, yani 20. yüzyılda olmuştur. 20. yüzyılda egemen olan emperyalist-kapitalist sistem, dünyanın en kuytu köşelerinde kendi iç kapalı düzenlerinde yaşayan onlarca halkı modern burjuva iktisadi-siyasal...

NATO Zirvesi ve Solun Tutumu

NATO Zirvesi ve Solun Tutumu
Haziran ayının 28 ve 29’unda İstanbul’da NATO zirvesi düzenleniyor. Bu durum sol çevrelerde bir heyecana yol açmış bulunuyor. Neredeyse altı aydır her çevrenin, gazete ve derginin gündemini NATO’ya karşı ne yapılacağı oluşturuyor. NATO karşıtlığı ve bunun üzerinden politika yapma hevesi tüm sol çevreleri içine çekerek öncelikli çalışma haline gelmiş bulunuyor. İşçi sınıfı temelli bir tutum almaktan uzak olan kimi sol çevreler “ideolojik tartışma yapma sırası değil” diyerek küçük-burjuva katmanların milliyetçi hassasiyetlerini kaşımaya uğraşıyorlar. “Bush gelme!”...

Kürt Halkının Özgürlük Mücadelesi Devam Ediyor

Kürt Halkının Özgürlük Mücadelesi Devam Ediyor
Ezen devletler Kürtlere karşı aynı cephede 12 Mart 2004 günü Suriye sınırlarında kalan Güneybatı Kürdistan’da yoksul Kürt yığınları on yılların baskı ve zulmüne karşı ayaklandılar. Haseki iline bağlı Qamışlo’da başlayan ayaklanma tüm Suriye Kürdistan’ına yayıldı. Bütün Kürt kentlerine ve köylerine yayılan ayaklanmaya yüz binlerce insan katıldı. 150 kişi yaşamını yitirirken, yüzlerce insan yaralandı. 12 Martta bir futbol maçında çıkan kavganın tetiklediği olaylar, Kürt halkının özgürlük mücadelesinde önemli bir gelişmeyi ifade ediyor. Suriye’nin eli silahlı paralı...

“Büyük Ortadoğu” ya da Genişletilmiş Emperyalist Paylaşım

“Büyük Ortadoğu” ya da Genişletilmiş Emperyalist Paylaşım
Emperyalist paylaşımın yeni adı: “Büyük Ortadoğu Projesi” Dünya üzerinde uzun bir çatışma ve istikrarsızlık dönemi kendi yolunu açıyor. Emperyalist sistemin çelişkileri derinleşiyor ve dayanılmaz çelişkiler sistemin her köşesinde çeşitli şekillerde patlak veriyor. Kriz ve savaş kitlelerin gündeminde ve bilincinde giderek daha fazla yer tutuyor. Bu durum kimi yerlerde devrimci durumların ortaya çıkmasını sağlarken, kimi yerlerde ise bizzat savaş ve yıkım olarak kendini açığa vuruyor. Latin Amerika’da devrimci durumlar, ABD ve Avrupa’da savaş karşıtı gösteriler, işçi...

Irak’taki Emperyalist Savaşın İkinci Yılı: Sonuçlar ve Olasılıklar

Irak’taki Emperyalist Savaşın İkinci Yılı: Sonuçlar ve Olasılıklar
Emperyalist savaş anaforu genişliyor ABD emperyalizminin Irak’ta başlattığı emperyalist savaşın üzerinden iki yıl geçti. 19 Mart 2003’ün şafağı sökmek üzereyken ABD savaş makineleri Irak halkının üzerine bombalar yağdırmaya başlamıştı ve bu aynı zamanda gelecekte yaşanacak büyük savaşların da habercisiydi. Bu iki yıl içinde birçok şey değişmekle kalmadı, daha büyük değişimlerin de öncülleri yaratıldı. Yangın bir yandan tüm Ortadoğu’yu sarma yolunda sıçrama yapmış, diğer yandan da hem emperyalistler arası güç dengelerindeki sarsıntıyı daha ileriye taşımış hem...

Sınıf Mücadelesi Meşruluğunu Burjuva Yasalarından Almaz!

Sınıf Mücadelesi Meşruluğunu Burjuva Yasalarından Almaz!
Türkiye işçi sınıfı hareketinde 12 Eylül darbesiyle başlayan yenilgi ve gerileme dönemi, 90’lı yılların başındaki kısa süreli bir canlanmayı saymazsak, olanca ağırlığıyla devam etmektedir. Öte yandan sınıf hareketindeki bu inişe sermayenin gittikçe artan düzeyde ve dünya çapında yaygınlaşan saldırıları eşlik etmektedir. Bu saldırılar kısaca sendikasızlaştırma, esnek üretim sisteminin ve taşeronlaştırmanın yaygınlaşması, ücretlerin düşmesi, çalışma koşullarının ağırlaşması ve iş saatlerinin uzaması (hatta çoğu ülkede kapitalizmin “vahşi” denilen dönemindeki gibi 13-15 saatlik sürelere ulaşması), son olarak da...

Uluslararası Cephede Sıkışan Burjuvazi Çıkış Arıyor

Uluslararası Cephede Sıkışan Burjuvazi Çıkış Arıyor
Erdoğan’ın ABD gezisi 28 Ocak 2004’te Başbakan Erdoğan daha önce gayri resmi bir sıfatla ziyaret ettiği ABD’de bu kez resmi kabul gördü. Ancak olayın önemli yanı Erdoğan’ın resmi olarak ağırlanması ve üst düzeyde kabul görmesi değildir. Burjuva gazeteleri ziyareti şişirerek verdiler ve ABD’nin Türkiye’nin yanında olduğunu, Türkiye’ye önem verdiğini yazdılar. AKP hükümetinin Irak’a asker göndermek için meclisten tezkereyi geçirememesi sonucu ABD ve TC arasında başlayan “soğukluk” süreci burjuvazinin sözcülerine göre bitmiş bulunuyor. Onlara göre “stratejik...

Kürt Sorunu ve Kerkük’teki Gelişmeler: Bir Türkmen Ulusal Sorunundan Söz Edilebilir mi?

Kürt Sorunu ve Kerkük’teki Gelişmeler: Bir Türkmen Ulusal Sorunundan Söz Edilebilir mi?
ABD emperyalizminin Irak’ı işgal etmesi emperyalist savaşı daha da genişletti ve yeni bir sıcak çatışma alanı yarattı. Bölgede birçok dinamik harekete geçerken, emperyalist savaş alanının genişlemesiyle birlikte emperyalistlerin çatışma malzemesi olarak kullandıkları başka faktörler de işin içine girdi. Emperyalistler arası hegemonya mücadelesi çeşitli biçimlerde genişleyerek devam ediyor. Elbette ki, emperyalist ülkelerin rekabet ve çatışmalarının somutlandığı nüfuz alanlarına, kendi çıkarları için burunlarını uzatmaktan çekinmeyen, emperyalistleşme niyetleri besleyen ülkeler de unutulmamalıdır. Başta, Türkiye ve İran bulundukları coğrafyada...