Çocuk Hakları Gününde Çocuklar İş Cinayetinde Ölüyor!

Çocuk Hakları Gününde Çocuklar İş Cinayetinde Ölüyor!
Bugün 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü. Birleşmiş Milletler tarafından 1989’da Çocuk Hakları Sözleşmesinin kabul edilmesiyle kutlanmaya başlanmış. Dünyayı anlamaya çalışan bir genç olarak ilk öğrendiğim şeylerden biri şu oldu: Bu düzende kâğıt üzerinde haklar var ama gerçekte yok; pratikte yok, iktidarın da umurunda değil var olan haklar. Türkiye, 14 Eylül 1990’da Çocuk Hakları Sözleşmesini kabul etmiş, 27 Ocak 1995 tarihinde yürürlüğe koymuş. Yani ben henüz yokken, babam ise çocuk işçilikten yeni çıkıp gençliğe adım...

Cephede 1914 Noel Ateşkesi ve 1917 Ekim Devrimi

Cephede 1914 Noel Ateşkesi ve 1917 Ekim Devrimi
Bir grup işçi ve öğrenci olarak bir araya gelip Ateşkes filmini izledik ve 1917 Ekim Devrimini andık. Birinci Emperyalist Dünya Savaşı, 1917 Ekim Devrimi ve günümüzdeki savaş ve yaşadığımız pek çok sorun üzerine sohbet ettik. Kapitalist sömürü düzeninin her alanda büyük krizler yarattığı günümüzde savaşı ve Ekim Devrimini konuşmak, tarihsel hafızamızı yenilemek çok önemli. Çünkü büyük altüst oluşların yaşandığı bir süreçten geçiyoruz. Teknolojik gelişme almış başını gidiyor ama biz bu teknolojiyle ya da üretici güçlerle...
Denetim, Ceza ve Önlem Yok, Kâr Hırsı Sınır Tanımıyor

Dilovası’nda 6 Kadın İşçinin Yanarak Ölmesinin Sorumlusu Patron Düzeni ve Siyasi İktidardır!

Dilovası’nda 6 Kadın İşçinin Yanarak Ölmesinin Sorumlusu Patron Düzeni ve Siyasi İktidardır!
8 Kasım sabahı Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde bulunan Ravive Kozmetik’te 6 kadın işçinin canını alan yangın ile 25 Mart 1911’de ABD’nin New York kentinde Triangle gömlek fabrikasında 146 kadın işçinin canını alan yangın arasında tarihsel bir süreklilik var. Bu tarihsel sürekliliği sağlayan şey, kapitalist kâr düzenidir, onun işleyiş yasalarıdır! Dönem ve mekân değişse de kapitalist açgözlülük değişmeden kalıyor ve işçilerin canını almaya devam ediyor.

Sistem Çürükse, Binalar Sağlam Olsa Ne Olur?

Sistem Çürükse, Binalar Sağlam Olsa Ne Olur?
Gebze’deki çöken bina ile her ay ortalama 150 işçiyi hayattan kopartan iş cinayetleri, orman yangınları, maden açma adı altında zeytinliklerin ve doğanın yok edilmesi, on binlerin canını alan depremler, her gün bir yenisi patlayan yolsuzluk ya da çeteleşme arasında doğrudan ve iç içe geçmiş bir ilişki var. Çünkü tüm bunlar aynı zihniyetin yani kapitalist açgözlülüğün ve çürümenin değişik alanlardaki görünümleridir yalnızca.

Yabancılaşma ve Gündelik Yaşam: Kapitalizm Yıkılmadan Cehennemden Çıkış Yok!/1

Yabancılaşma ve Gündelik Yaşam: Kapitalizm Yıkılmadan Cehennemden Çıkış Yok!/1
Bugün dünyanın herhangi bir bölgesinde, köyde ya da kentte yaşasın, toplumun çoğunluğunu oluşturan emekçilere ne hissettiklerini tek kelimeyle özetlemelerini istesek, büyük ihtimalle verecekleri cevap şudur: Değersizlik! Bu değersizliği yaratan sayısız sorun var ve tüm bu sorunların kaynağı sömürü düzeni kapitalizmdir. Bu düzen, bugüne kadar insanlığın başına olmadık belalar açtı, açmaya da devam ediyor. İnsanlık tarihinde hiçbir zaman görülmemiş ve zaten görülmesi de nesnel olarak mümkün olmayan evrensel yıkıcı sorunlar kapitalizmin eseridir. Üretimden ve kendi varoluş...

Trump’ın Gazze Planı, Barış Şovu ve Ortadoğu’da Kalıcı Denge Arayışı

Trump’ın Gazze Planı, Barış Şovu ve Ortadoğu’da Kalıcı Denge Arayışı
İnsan, kutsallık halesiyle örülmeye çalışılan bu sahtekârlığı görünce, “kapitalizmde şeyler baş aşağı durur” diyen Marx’ı anmadan edemiyor. Çünkü Trump, Amerikan egemen sınıfı içinde savaşı her türlü yolla sürdürmek isteyen politik bir çizginin temsilcisidir. Ya faşist Netanyahu’nun Trump’a altından barış güvercini heykeli hediye etmesine ne demeli? Aralarında yüzlerce gazetecinin, doktorun, çocuğun, kadının bulunduğu on binlerce sivilin katledildiği, tarifi mümkün olmayan acıların yaşandığı Gazze soykırımının üzerine tüy dikmek değil de nedir bu?

İnsan İnsanın Kurdu Mudur ya da İnsanın Doğası Nedir?

İnsan İnsanın Kurdu Mudur ya da İnsanın Doğası Nedir?
Tüm sınıflı ve sömürülü toplumların insana dair düşüncesi, kapitalizm altında daha kapsamlı ideolojik bir çerçeveye kavuşmuştur. Kapitalizm öncesi sınıflı toplumlarda kurumsal din, egemen sınıfın insan anlayışının temel açıklayıcısı ve anlatıcısı olmuştur. Buna göre doğasında bencillik olan insan rekabet eder, çıkarları için savaşır, egemen olmak için kendi türünden olanları öldürür (mesela Kabil’in Habil’i öldürmesi), suça bulaşır, çalar ve günah işler. Kapitalizmle birlikte, dinin yanı sıra, bilim ve teknoloji de modern sömürücü sınıfı oluşturan burjuvazinin hizmetine girmiştir....

Düzenin Karanlığında Çetelere İtilen Gençler

Düzenin Karanlığında Çetelere İtilen Gençler
Türkiye’de çeteleşme hızla artıyor ve gençler bu çetelerin kurbanı haline geliyor. Son günlerde Daltonlar, Redkitler, Casperler gibi yeni nesil çetelerden söz ediliyor. Bu çetelere bulaşanların çoğunu 16-25 yaş arasındaki gençler oluşturuyor. Mafyalaşma ve çeteleşmeyi, sömürü düzeni olan kapitalizmin çürümesinden ve iktidarın tepeden tırnağa yolsuzluğa batmış olmasından ayrı düşünemeyiz. Sahte diploma çetelerinin, hastanelerde bebekleri katlederek para kazanma çetelerinin kurulduğu bir yerde, çeteleşmenin yayılmaması mümkün mü? Eskiden de okul bitirip zengin olmak mümkün değildi ama düzen, insanlara...

Gazze’de Soykırımın İkinci Yılında Siyonist İsrail’e Öfke Büyüyor!

Gazze’de Soykırımın İkinci Yılında Siyonist İsrail’e Öfke Büyüyor!
İşçi sınıfının örgütlü kesimlerinin yani mücadeleci sendikaların, sosyalist ve devrimci hareketin, insan hakları örgütlerinin öncülüğünde dünya meydanları, soykırımcı İsrail’e karşı dolup taşıyor. Belirtmek lazım ki protestolar, geçen seneye nazaran hem çok daha kitleselleşmiş hem çok daha militan ve sınıfsal bir karakter kazanmıştır.

The PKK’s Dissolution Decision, the Regime’s Objectives and the Revolutionary Stance

The PKK’s Dissolution Decision, the Regime’s Objectives and the Revolutionary Stance
For a conflict that has raged for nearly half a century to be brought to a peaceful end, profound democratic transformations are indispensable. Peace and democracy are inseparably bound together in the Kurdish question. But can a regime that crushes every freedom, seeks to silence all opposition, and even dismantles the electoral mechanism, truly take serious democratic steps to resolve it?

Bir Masa-Bir Gezegen, İki Ayrı Sınıf-İki Ayrı Dünya!

Bir Masa-Bir Gezegen, İki Ayrı Sınıf-İki Ayrı Dünya!
İngiltere Kralı Charles’ın ABD Başkanı Trump için verdiği yemeğin görsellerini gördüğümde tuhaf bir hisse kapıldım. İşten çıkmıştım ve servisin kalkmasını bekliyordum ama sanki üç yüz yıl, belki de çok daha öncesi bir zaman diliminde yaşıyormuşum gibi hissetim. Kral, Trump için Windsor Kalesinde bir yemek şöleni düzenliyordu. Yaklaşık 50 metre uzunluğundaki masa, o kadar şaşalı, o kadar şatafatlı, “bir kuş sütü eksikti” derler ya işte o türdendi. İnsan bazen nasıl anlatacağını da bilemiyor. 1452 çatal bıçağın...

Brecht’in Şiirini Marx’ın Tarih Anlayışıyla Okumak!

Brecht’in Şiirini Marx’ın Tarih Anlayışıyla Okumak!
"Kitaplar neden hep kralların adını yazıyor, tarihi yapan krallar, büyük insanlar ya da zeki insanlar mı?” diye sordu. Şiire eklenen bu soruyla birlikte, okuldaki eğitim sistemi üzerine konuştuk. Okulda okuduğumuz hiçbir kitapta, Teb şehrini kimin yaptığı, kayaları kimin taşıdığı ya da taşıyanların önemi yazmıyordu, peki neden? Daha sonra “Marx’ın tarih anlayışı” konulu bir sohbetimiz oldu ve kafamdaki birçok soru yerli yerine oturdu. Marx ve Engels, Komünist Manifesto’nun daha ilk cümlesinde şöyle diyorlardı: “Bugüne kadarki tüm...
Enternasyonalizm mi, Milliyetçilik mi?

SİP-TKP’nin Sol Kemalist Dönüşümü Üzerine

SİP-TKP’nin Sol Kemalist Dönüşümü Üzerine
TKP’nin Kemalizme doğru geçirdiği dönüşümün teorik temellerini yıllar önce eleştirmiştik. O gün SİP-TKP’nin ideologları sosyalist devrimin emek-sermaye çelişkisi üzerinde yükselmediğini söylüyorlardı: «Sosyalist devrim emek-sermaye çelişkisi üzerinde yükselebilseydi, elbette her şey farklı olurdu.»  Onlara göre, burjuvaziyle ve emperyalizmle mücadelede soyut bir emek-sermaye çelişkisi yerine yurtseverlik geçirilmeliydi! Emek-sermaye çelişkisi tâli, yurtseverlik başat derken, «vatan hainliği» suçlamasını esas olarak solun sahiplenmesi ve kullanması gerektiği noktasına kadar varılmıştı. O günden bugüne TKP’nin sosyalist renkleri iyice soluklaşırken, Kemalist renkleri alabildiğine belirginleşmiştir

Büyük Özlemimiz Barış Ama Nasıl?

Büyük Özlemimiz Barış Ama Nasıl?
Bu mektubu, katil İsrail devletinin canlı yayında Gazze’de gazetecileri öldürdüğünü gösteren videoyu izlediğimde yazmak istedim. Nasıl bir acı, nasıl bir çaresizlik aynı zamanda! 5’i gazeteci, 20 kişi o an orada katledildi, üstelik İsrail bombaları altında kalan insanların cansız bedenleri çıkartılırken! Barış istiyoruz, barışa özlem duyuyoruz. Ama barış dediğimiz şey burjuva hükümetlerin masalarda imzaladığı kâğıtlar değildir. Onların barışı, kapitalist çıkarlarının barışıdır.

Hayatı Seviyorlardı: Fransız Partizanların Mektupları

Hayatı Seviyorlardı: Fransız Partizanların Mektupları
Savaşsız ve sömürüsüz bir dünya için dövüşen insanların ölüm karşısındaki cesaretini ve kararlılığını kayda geçiriyor; okuru, mektubu yazıldığı ana, o en yoğun zamana götürüyor. İnsanlık düşmanı Hitler faşizminin ölüme mahkûm ettiği komünistler arasında, henüz 17 yaşında, benim gibi gencecik insanlar da var. Mektupları okurken, insanın duygulanmaması, gözyaşlarını bırakmaması, ölüme saatlere kala mektup yazanların o anını düşünüp onlarla özdeşleşmemesi mümkün mü?