Cezaevlerindeki Vahşet

Cezaevlerindeki Vahşet
Kapitalizm dünya ölçeğinde tarihsel bir bunalımın içine girmiş durumda. Derinleşen krizin yansımalarını her alanda görmek mümkün. İşsizlik, açlık, yoksulluk, sefalet her geçen gün daha da artarken, dünyanın dört bir köşesinde işçi-emekçi kitleler yaşam koşullarına isyan ediyorlar. Ancak buna karşılık sermayenin siyasal ve toplumsal baskısı da artıyor. Kitleler kontrol altına alınmaya çalışılıyor, en ufak bir hak arama mücadelesinde dahi tutuklamalar, gözaltılar gerçekleştiriliyor. Bunun yanı sıra toplumdaki yoksulluk ve sefalet derinleştikçe suç oranlarında ve mahkûm sayılarında da...

“Okul Sütü, Akıl Küpü” Projesi

“Okul Sütü, Akıl Küpü” Projesi
Hükümetin hazırladığı “Okul Sütü, Akıl Küpü” projesi 2 Mayısta uygulamaya koyuldu. Bu projeyle birlikte, Türkiye genelinde, anasınıfı ve beşinci sınıfa kadar olan ilköğretim öğrencilerine UHT sütler 200 mililitrelik kutular halinde dağıtılmaya başlandı. Ancak programın uygulandığı ilk gün yüzlerce çocuk hastanelik oldu. Diyarbakır, Sivas, İstanbul, Edirne, Adana, Mersin, Konya gibi birçok şehirde çocuklarda mide bulantısı, yüksek ateş, karın ağrısı gibi şikâyetler ortaya çıktı. Öğrencilerin hastanelik olmasına ilişkin olarak valisinden bakanına hükümet kanadından yapılan hiçbir bilimsel dayanağı...

AKP’nin Agresifliği ve Tahammülsüzlüğü

AKP’nin Agresifliği ve Tahammülsüzlüğü
AKP hükümeti baskı politikalarını yaygınlaştırıyor ve giderek daha fazla otoriterleşiyor. Bir tarafta KCK operasyonları kapsamında binlerce Kürt gözaltına alınıp tutuklanırken, diğer taraftan gerçekleştirdikleri demokratik eylemler “Terörle Mücadele Yasası” kapsamına dahil edilen yüzlerce öğrenci gözaltına alınıyor, tutuklanıyor. Daha yargıya, polise sıra gelmeden, YÖK ve rektörlükler tarafından binlerce öğrenci hakkında üniversitelerde katıldıkları eylemler nedeniyle soruşturmalar açılıyor. Binlerce öğrenci bu soruşturmalar neticesinde okuldan uzaklaştırma cezasına çarptırılıyor. HDK milletvekili Levent Tüzel, hükümete yönelttiği bir soru önergesiyle, son iki yıl...

Polis, Halk ve Devlet

Polis, Halk ve Devlet
4-10 Nisan arasında “Polis Haftası” kutlamaları yapıldı. Gerek bu kutlamalarda gerekse devlet ricalinin yayınladığı mesajlarda şu minvalde sözler edildi: Polis, halkın güvenliği için gece gündüz demeden çalışıyor, toplumun huzurunu koruyor! Her zamanki gibi, medyada da polise geniş yer ayrıldı; sempati doğuracak görüntüler eşliğinde methiyeler düzüldü. Özetle, tümüyle kendini topluma adamış, maddi çıkarların ötesine geçmiş, yüce duygularla dolup taşan “kahraman halk polisi” imajı yaratılmaya çalışılıyor. Elbette bu, yalnızca Türkiye’ye özgü bir durum değil. Kapitalist düzenin muhafızları tüm dünyada,...

Devlet Katliamları Aklıyor

Devlet Katliamları Aklıyor
2Temmuz 1993’te, Sivas’ta Pir Sultan Abdal’ı anma etkinliklerine katılacak olan 33 aydın ve 2 otel çalışanı, Madımak Otelinin ateşe verilmesiyle birlikte binlerce insanın gözlerinin önünde hunharca katledilmişti. Bu katliamın hazırlıkları günler öncesinden devletin o “derin elleri” tarafından yapılmıştı. Devlet, etkinliğe katılacak olan insanların güvenliğini sağlamak bir yana, katliamın hemen öncesinde kolluk kuvvetlerinin önemli bir kısmını başka ilçelere göndermişti. Dini temellerde kışkırtılan güruh, “Gazanız mübarek olsun” söylemiyle tahrik edilerek harekete geçirilmişti. Bugün en haklı taleplerini dile...

MİT Krizi Neyin Krizi?

MİT Krizi Neyin Krizi?
Egemen sınıf içinde yeni bir kriz boy vermiş durumda ve şimdilik soğutulmuş gözükse de krizin tüm temel belirleyenleri yerli yerinde duruyor. Devlet kurumları arasında ani ve fırtınalı bir çatışmayla kendini dışa vuran bu kriz, gerçekte devletin dümenine geçen AKP eksenli burjuva koalisyon güçleri arasında yaşanan bir krizdir. Buradan da anlaşılacağı üzere, patlayan çatışmanın şimdiki tarafları geleneksel Kemalist asker-sivil bürokrasiyle onun karşısında yer alan sermaye kesimleri değildir. Türkiye’nin içinde bulunduğu coğrafya, sermayenin emperyalist atakları, yeni burjuva...

Uludere Katliamında Burjuva Medyanın İbretlik Rolü

Uludere Katliamında Burjuva Medyanın İbretlik Rolü
28 Aralık akşamı 21:30 civarlarında, Şırnak Uludere’de, aralarında 12-19 yaşlarında çocukların da bulunduğu 34 Kürt köylüsü Türk devletinin savaş uçaklarıyla katledildi. Bir saat süren hava bombardımanı bizzat Genelkurmay emriyle gerçekleştirildi. Burjuva medya gerçekleştirilen katliam karşısında adeta kör, sağır ve dilsiz oldu. Roboski katliamı bir kez daha milliyetçi-şovenist medyanın gerçekleri nasıl sakladığının, çarpıttığının ve kararttığının ibretlik bir örneği oldu. Genelkurmay’ın “olayın meydana geldiği yer, bölücü örgütün ana kamplarının olduğu, sivil yerleşim bulunmayan, Irak kuzeyindeki Sinat-Haftanin bölgesidir”...

Sınırların Yarattığı Tutsaklık ve “Kaçakçılık”

Sınırların Yarattığı Tutsaklık ve “Kaçakçılık”
Aralık ayının son günlerinde, Şırnak Uludere’de, Türkiye-Irak sınırının sıfır noktasında, savaş uçakları 34 köylüyü bombalayarak paramparça etti. 34 yoksul Kürt köylüsünün parçalanan bedenleri toplanmış ve battaniyelere sarılarak öylece karlara bırakılmıştı. Tüm masumluğuyla toprağı örten beyaz karların üzerinde cansız bedenler uzanırken, etraflarını kahırlı, şaşkın, çaresiz, ama bir o kadar da öfkeli Kürt köylüleri çevirmişti. Kadınlı erkekli insanlar dövünüyor ve ağıtlar yakarak ağlıyorlardı. Bu acı manzara, Kürt halkına dönük zulmün simgelerinden biri olan ve toplumsal bellekte yer...

“Rus Baharı” mı?

“Rus Baharı” mı?
Rusya’da 4 Aralıkta yapılan meclis (Duma) seçimlerini bir kez daha Vladimir Putin liderliğindeki Birleşik Rusya Partisi kazandı. Ne var ki bir önceki seçimde %64 oy olan Putin, bu seçimde oylarını ancak %50’ye yaklaştırabildi. Rusya Komünist Partisi ise, uzun bir süreden sonra oylarını yeniden arttırarak yaklaşık %20’ye çıkardı. KP’nin ana muhalefet partisi haline gelmesi, diğer küçük partilerin de oylarını artırmasıyla Putin’in partisi Duma’da güç kaybetti. 450 sandalyeli Duma’da 315 vekille temsil edilen Birleşik Rusya’nın vekil sayısı...

Polis Terörü ve “Hukukun Üstünlüğü” Yalanı

Polis Terörü ve “Hukukun Üstünlüğü” Yalanı
Geçtiğimiz günlerde karakolda dayak yiyen Fevziye Cengiz’in görüntülerinin ekranlara yansımasıyla polis şiddeti tekrar gündeme taşındı. Temmuz ayında İzmir’de eşiyle birlikte bir müzikhole eğlenmeye giden Fevziye Cengiz, üzerinde kimliği olmadığı gerekçesiyle polis tarafından zor kullanılarak gözaltına alınmak istendi. Eşinin arabaya, kimliğini getirmeye gittiğini açıklamaya çalışan kadın, polis tarafından tartaklanarak ve hakarete uğrayarak müzikholden çıkarılıp karakola götürüldü. Yol boyunca polisin hakaretlerine ve tacizine maruz kalan kadın, karakolda da elleri arkadan kelepçelenmiş bir halde yere yatırılarak, dakikalarca iki...

12 Eylül Faşizminin Mengeleleri

12 Eylül Faşizminin Mengeleleri
12 Eylül darbesi işçi sınıfı hareketine karşı yapıldı ve onun örgütlerini ve devrimcileri ağır baskılarla sindirdi. On binlerce devrimci tutsak işkence tezgâhlarından geçirildi. Fiziki işkence ile devrimci tutsakları yıldıramayan burjuva egemen güçler, bu kez de iradelerini teslim alabilmek için onları sistematik bir yöntemle kobay olarak kullandılar. Yıllarca cezaevlerinde tutulan devrimci tutsaklar, rızaları olmadan ve durumdan habersiz bir şekilde kobay olarak kullanıldılar. Üzerinden on yıllar geçmiş olsa da o dönemi yaşayanlar, hâlâ baskı ve işkence koşullarını...

Türk-İş Kongresi, Sendikal Bürokrasi ve İşçi Sınıfı

Türk-İş Kongresi, Sendikal Bürokrasi ve İşçi Sınıfı
Türkiye’nin en büyük işçi konfederasyonu Türk-İş yeni bir kongreye hazırlanıyor. 8-11 Aralıkta yapılacak Türk-İş kongresi, geçen senelere nazaran daha sert tartışmaların yaşanacağı bir kongre olacak gibi gözüküyor. Türk-İş içindeki on muhalif sendikanın oluşturduğu Sendikal Güç Birliği Platformu, mevcut yönetimin karşısına alternatif bir liste çıkartmaya hazırlanıyor. Temmuz ayında “demokratik, mücadeleci ve güçlü yeni bir sendikal hareket için” başlığıyla bir bildiri yayınlayarak kendini duyuran Sendikal Güç Birliği Platformu, genel düzeyde işçi hareketinin önündeki sorunlara dikkat çekiyor ve...

“Demokratik ve Özgür Afganistan” Kan Ağlıyor!

“Demokratik ve Özgür Afganistan” Kan Ağlıyor!
ABD öncülüğündeki emperyalist koalisyonun 7 Ekim 2001’de Afganistan’a başlattığı savaşın üzerinden on yıl geçti. Emperyalist yıkım makinesi NATO günlerce Afganistan’ı en gelişmiş savaş uçaklarıyla bombalarken, Kuzey Afganistan’da egemen olan Taliban muhalifi yerli güçler de karadan taarruza geçmişti. Çok geçmeden ABD ve İngiltere askerleri de bu yerel güçlere katıldı, karadan ve havadan yapılan saldırılarla Taliban yönetimi Afganistan’da iktidardan düşürüldü. Savaş başladıktan bir ay sonra başkent Kâbil’i terk eden, en güçlü olduğu Kandahar’da da tutunamayan Taliban güçleri,...

Mısır’da Halkları Birbirine Kırdırma Girişimleri

Mısır’da Halkları Birbirine Kırdırma Girişimleri
Mısır’da Mübarek döneminin kalıntılarının tasfiye edilmesine dönük eylemler devam ederken, bir taraftan da Müslüman kitleler Hıristiyan Kıptilere karşı kışkırtılıyordu. Ekim ayı başlarında Kıptilere dönük saldırılar arttı. Binlerce Kıpti Hıristiyan meydanlara dökülerek ordu ve polisin hesap vermesi talebinde bulunarak, uygulanan ayrılıkçı politikalara karşı çıktı. Binlerce kişi, “devrimimiz gasp ediliyor” diyerek demokrasi ve adalet istediklerini meydanlarda haykırdılar. Mısır’da yeni bir anayasanın yapılması gündemdeyken, Müslüman ve Hıristiyan halkların karşı karşıya getirilmesi dikkat çekiyor. Kıptilere dönük saldırıların ortaya çıkışı...

Türkiye’nin Emperyalist Atakları

Türkiye’nin Emperyalist Atakları
Türk burjuvazisi kendisi için yatırım ve pazar alanları oluşturmak, uluslararası siyaset arenasında dikkate alınacak bir nüfuz elde etmek ve dolayısıyla yürüyen emperyalist paylaşımdan pay kapmak amacıyla Afrika’dan Orta Asya’ya, Balkanlar’dan Ortadoğu’ya kadar dört bir yana ulaşmaya, buralarda yerleşmeye çalışıyor. Bu kapsamda, Başbakan Erdoğan’ın kapitalistlerin de içinde bulunduğu kalabalık bir grupla Kuzey Afrika’ya yaptığı “Arap Baharı” turu, Türkiye’nin emperyal hamlelerinde önemli bir evreyi temsil etmektedir. Bir zamanlar, meselâ 1950’lerde Adnan Menderes’e hüsnü kabul göstermeyen “Arap sokağı”nın;...

Kitap ve Broşürlerimiz

Tüm Kitaplar
İlyiç-Lenin Hakkında Anılar

İlyiç-Lenin Hakkında Anılar

Anna İlyiniçna Ulyanova-Yelizarova, hem ailenin en büyüğü olması hem de Lenin’in etrafındaki devrimci çekirdeğin bizzat içinde yer alması nedeniyle, Ulyanov ailesinin tarihi, çocukların karakterleri ve...

YAZAR
Anna İ. U. Yelizarova
YIL
2026