Sermaye İşçilerin Kanıyla, Canıyla Büyüyor

Sermaye İşçilerin Kanıyla, Canıyla Büyüyor
Dünya ölçeğinde süren kapitalist saldırıların bir sonucu olarak işçi sınıfı işsizlikle, esnek ve güvencesiz çalışmayla, iş saatlerinin uzatılmasıyla, taşeronlaştırma ve iş kazalarıyla boğuşuyor. Küresel krizin etkisiyle sıkışan kapitalistler, kârlarını yükseltmek amacıyla çalışma sürelerini ve iş temposunu arttırmakta, bunun yanı sıra iş güvenliği önlemlerini umursamamakta ve işçi sağlığını hiçe saymaktalar. Örgütsüz olan işçiler ise, dayatılan bu koşullara ses çıkartamamakta ve göz göre göre ölüme gönderilmekteler. İşçiler bu kısır döngü içinde sıkışıp kalırken, kapitalistler hızla sermayelerini büyütmeye...

Medya ve Demokrasi

Medya ve Demokrasi
Gerçek bir basın özgürlüğü ile demokrasi arasında dolaysız bir bağ vardır. Basının özgür olmadığı bir düzende demokrasiden söz edilemez. Aslında burjuva düzene baktığımızda bu gerçeği tüm çıplaklığıyla görebiliriz. Öncelikle en demokratik burjuva toplumda bile ifade özgürlüğünün oldukça sınırlı olduğunu belirtmek lazım. Hem devlet aygıtını hem de basın ve medya araçlarının tekelini elinde tutan burjuvazi, bu sınırlı ifade özgürlüğünü dahi daraltmakta ve işçi-emekçi kitlelerin sesini boğmaktadır. Medya araçları üzerinde tekel kuran burjuvazi, bu araçlar dolayımıyla kapitalist...

Enternasyonal: İşçi Sınıfının Uluslararası Marşı

Enternasyonal: İşçi Sınıfının Uluslararası Marşı
Bu kavga en sonuncu kavgamızdır artık Enternasyonalle kurtulur insanlık! Bundan 143 yıl önce Parisli işçiler ayaklanmış ve bir kent ölçeğinde de olsa siyasi iktidarı ellerine almışlardı. 72 gün boyunca iktidarı ellerinde tutan Parisli komünarlar tarihe unutulmayacak bir iz bıraktılar ve sonraki işçi kuşaklarına iktidar hedefinin gerçekleşebileceğini gösterdiler. İşçi sınıfı birçok kez devrimci kalkışmalara girişmiş ve nihayetinde 18 Mart 1871’de ilk kez siyasi iktidarı ele geçirmişti. Ancak, 1871 Mayısında komünarlar ne yazık ki yenilgiye uğradılar. Parisli...

Suriye Açmazı ve Rojava’da Halk Uyanışı

Suriye Açmazı ve Rojava’da Halk Uyanışı
Suriye’deki iç savaşa bir çözüm bulmak maksadıyla 22 Ocakta İsviçre’nin Montrö kentinde başlayan “Cenevre-II” görüşmeleri, yaklaşık üç hafta süren birkaç toplantı sonrasında çöktü. Görüşmelere Esad rejiminin temsilcileri, muhalefetin bir bölümü, ABD, AB, Rusya, Türkiye ve Suudi Arabistan gibi güçler katılırken, İran’ın yanı sıra, Suriye Kürdistanı’nda (“batı” anlamına gelen Rojava sözcüğüyle anılıyor) en büyük politik gücü temsil eden PYD de Cenevre’ye davet edilmedi. Esasında “Cenevre-II”den somut hiçbir sonuç çıkmayacağı en başından belliydi. Muhalefet onlarca parçaya bölünmüş...

Bosna-Hersek’te Emekçilerin Öfkesi Büyüyor

Bosna-Hersek’te Emekçilerin Öfkesi Büyüyor
Yugoslavya’nın dağılmasının ardından yaşanan sancılı süreç sonrasında ortaya çıkan devletlerden biri olan Bosna-Hersek, Şubat ayının başlarında, son dönemin en büyük kitle eylemlerine sahne oldu. Ülkenin eski bir sanayi kenti olan Tuzla’da yer alan bir fabrikanın özelleştirilip kapatılması ve binlerce işçinin işsiz kalması işçilerin öfkesini daha da körükledi. Yaklaşık on bin işçinin fabrikanın kapanmasıyla birlikte ücretlerini alamaması ve işsiz kalması, yıllardır işsizlik, sefalet, yoksulluk cangılında boğuşan işçileri sokağa döken patlama noktası oldu. Tuzla’da başlayan eylemler basit...

Kapitalizm ve Yolsuzluk

Kapitalizm ve Yolsuzluk
Eğer kapitalizmin serbest rekabetçi döneminden emperyalizm dönemine ve özellikle de günümüze bir çizgi çekersek, yolsuzluk, rüşvet ve dolandırıcılık grafiğinin sıçramalı olarak tırmandığını görürüz. Tekeller, bir taraftan kendi aralarında kıran kırana rekabete tutuşurken, öte taraftan da kendi amaçlarına ulaşmak için devlet yetkililerine büyük rüşvetler yedirmekten, sahteciliğe, dolandırıcılığa, uyuşturucu kaçakçılığına, kara para aklamaya başvurmaktan imtina etmezler. Lenin’in ifadesiyle mali oligarşinin baskısı sonucunda her alanda bir gericilik başlar; burjuva siyaset arenası daha boğucu hale gelirken, hükümetler artan ölçüde...

Beyrut Kasabı Öldü, Filistin Sorunu Devam Ediyor

Beyrut Kasabı Öldü, Filistin Sorunu Devam Ediyor
2006’dan bu yana bitkisel hayatta olan İsrail’in eski başbakanı Ariel Şaron’un 11 Ocakta ölmesi, Filistin halkının yaşadığı acıları, katliamları yeniden gündeme taşıdı. İsrail’de “büyük bir asker” ve “kahraman bir savaşçı” olarak görülüp “Buldozer” lakabıyla anılan eli kanlı Şaron, Arap halkları ve özelde Filistin halkı içinse “Beyrut Kasabı” olarak tarihe geçmiştir. Filistinlilerin, Şaron’un ölüm haberini bir bayram havasında karşılamaları ve sevinç duymaları, onun Filistin sorununda izlediği imhacı siyasi çizgiden kaynaklanmaktadır. İşgal edilen Filistin toprakları üzerinde 1948’de...

Sendikal Hareketin Krizi

Sendikal Hareketin Krizi
Geçtiğimiz haftalarda gerçekleşen Hava-İş kongresinde THY yönetiminin ekibinin seçilmesi, hemen sonrasında ise Hak-İş’e bağlı Hizmet-İş’te büyük bir yolsuzluğun patlak vermesi sendikal hareketin vahim durumunu yeniden gündeme getirdi. Uzun bir dönemdir Türkiye’de sendikal hareket krizdedir ve bu kriz hâlâ aşılabilmiş değildir. Sendikalar giderek daha fazla bürokratlaşmış, üst bürokrasi burjuvaziyle ve burjuva hükümetlerle daha fazla iç içe geçmiş, yozlaşma ve yolsuzluk alıp başını gitmiştir. Şaşırtıcı olmayan bu son gelişmeler sendikal krizin giderek derinleştiğinin de bir başka ifadesidir....

Orta Afrika Cumhuriyeti’nde Neler Oluyor?

Orta Afrika Cumhuriyeti’nde Neler Oluyor?
Afrika toprakları asırlarca Batılı egemenler tarafından yağmalandı, talan edildi. Bu da yetmedi, “uygarlık” götüren “beyaz adamlar” tarafından “kara derililer” köleleştirildiler, gemilere bindirilip denizaşırı ülkelere götürüldüler. Kapitalizm gelişti, “uygarlık” ilerledi, lâkin Afrika’nın kara bahtında yüzyıllardır bir değişiklik olmuyor. 1950’li, 60’lı yıllarda bağımsızlıklarını kazanan Afrika ülkeleri gerçek anlamda özgürleşemediler ve kapitalist sömürüden kurtulamadılar. Açlıktan, yoksulluktan, hastalıktan kırılan Afrikalıların acıları dinmiyor. Sefalet ve çaresizlik içerisindeki Afrika halkları, tüm bu yaşananlarla birlikte bir de uzun yıllardır savaş cenderesinin ortasındalar....

Marx, Cumhuriyetçilik ve Kemalist TKP

Marx, Cumhuriyetçilik ve Kemalist TKP
SİP-TKP’nin önde gelen isimlerinden Kemal Okuyan, burjuva cumhuriyetin 90. yıldönümü kutlamalarının yapıldığı 29 Ekimde, “Marx Cumhuriyetçiydi” başlıklı bir yazı kaleme aldı. Daha yazının girişinde Okuyan şöyle diyor: “Marx’ın ABD’deki Cumhuriyetçilerin destekçisi olduğunu bilir misiniz? Bush’un partisinin yani…” Marx önce Cumhuriyetçi Parti yanlısı ilan ediliyor, sonra da kaşla göz arasında ABD emperyalizminin azılı temsilcisi Bush gibilerin destekçisi gibi gösteriliyor. Peki bir buçuk asır öncesine ait bir meseleye dair herhangi bir not düşülmeden, bodoslamadan Marx’ın, Cumhuriyetçiliğin ve...

Kapitalizmde Felâketler Yoksulları Vuruyor

Kapitalizmde Felâketler Yoksulları Vuruyor
Son yirmi yıldır dünyadaki “doğal” felâketlerin ardı arkası kesilmiyor. Depremler, tsunamiler, seller, kasırgalar… Yaşanan felâketler giderek sıklaşıyor ve insan hayatında yarattığı yıkımlar onmaz acılara yol açıyor. Bizzat burjuva kurumların yayınladıkları raporlara göre de dünyadaki doğal afetlerin sayısı son 20 yılda 4 kat arttı. Özellikle 2000’den sonra bu tür felâketlerin yol açtığı yıkımı pek çok acı örnekte gördük. “Doğal” denilen bu felâketlerin daima yoksul kesimleri başta olmak üzere emekçileri vurduğunu da görüyoruz. 2004 yılının Aralık ayında...

AKP ve Anadilde Eğitim

AKP ve Anadilde Eğitim
AKP’nin ve Başbakan Erdoğan’ın günlerce sır gibi sakladığı, büyük bir merak ve beklenti yaratarak açıkladığı sözümona demokratikleşme paketinden, Kürt sorununun çözümü bağlamında dişe dokunur bir şey çıkmadı. Bu paketin en çok ses getiren maddelerinden birini, özel okullarda Kürtçe eğitim hakkının tanınması oluşturuyordu. Kürtlerin temel taleplerinden birini oluşturan anadilde eğitim hakkı, sözde tanınıyormuş gibi görünüyor, ama aslında son derece sınırlı bir alana hapsedilerek gasp edilmeye devam ediliyordu. Lakin AKP’nin ve yandaş medyanın “büyük değişim” tepinmesiyle kaldırdığı...

İşçilerin Yoksulluğu Üzerinden Yükselen Zenginlik

İşçilerin Yoksulluğu Üzerinden Yükselen Zenginlik
OECD, ILO, TÜİK gibi gerek ulusal, gerekse uluslararası burjuva kurumlar tarafından her yıl pek çok rapor yayınlanıyor. Bu raporlarda, toplumun gelir dağılımından yaşam ve çalışma standartlarına, işsizlik oranlarına varıncaya kadar pek çok konuda veriler sunuluyor. Burjuvazinin gerçek tabloyu gizlemek amacıyla türlü manipülalif işlemden geçirerek işlediği ve yayınladığı bu veriler bile, işçi ve emekçiler açısından durumun hiç de iyiye gitmediğini gösteriyor. Dünya işçi sınıfının çalışma ve yaşam koşullarının giderek ağırlaştığı, yaşam kalitesinin düştüğü bu verilerle de...

“Rüyalar Ülkesi”nde Milyonların Sefaleti

“Rüyalar Ülkesi”nde Milyonların Sefaleti
Yunanistan, İtalya, İspanya gibi Avrupa ülkelerinden ABD’ye kadar dünyanın her köşesinde ekonomik kriz derinleşiyor. Şehirler, ülkeler iflaslarını açıklama noktasına geliyor. İşçi-emekçi kitlelerin sorunları daha da katmerleşiyor. Emekçiler yoksulluk ve sefalet koşullarında yaşam mücadelesi verirken, burjuvazi kriz koşullarını fırsata çevirerek sermayesine sermaye katıyor. Yoksulla zengin arasındaki gelir uçurumu gün geçtikçe daha da derinleşiyor. Dünyanın en zengin ve en güçlü ülkesi olarak sunulan ABD bunun en çarpıcı örneğini oluşturuyor. 2010 yılında Amerika’nın en zengin 400 kişisinin 150...

Emperyalist Savaşta Suriye Açmazı

Emperyalist Savaşta Suriye Açmazı
Suriye’de süren iç savaş, 21 Ağustosta kimyasal silah kullanılarak gerçekleştirilen saldırıyla birlikte kritik bir noktaya geldi. Şam’ın kenar semtlerinden Guta’da yüzlerce insanın ölümüyle sonuçlanan bu katliamın, tam da Esad’ın muhalif güçlere karşı bariz bir üstünlük kazandığı, uluslararası alanda ise elinin güçlendiği bir döneme denk gelmesi dikkat çekiciydi. Bu saldırının faili şu ana dek kesinleşmiş değil. Fakat gerçekleştirilen korkunç katliam başta Esad karşıtı muhalefet, Türkiye ve emperyalist güçler tarafından Suriye’ye askeri müdahalenin bir bahanesi olarak kullanılmak...