Kapitalist sistem insanlığı felakete sürüklüyor. Gözümüzü her gün yeni ve bir öncekinden daha yıkıcı bir felakete açıyoruz. 28 Şubat sabahı emperyalist sistemin başını çeken ABD ve onun Ortadoğu’daki uzantısı katil İsrail devleti, İran’a karşı ortak bir saldırı başlattı. Saldırılarda başta başkent Tahran olmak üzere İsfahan, Kerec, Kum, Tebriz, Şiraz, Buşehr, Kirmanşah ve İlam kentleri hedef alındı. İran ordusu ise İsrail’e onlarca balistik füze ve insansız hava araçlarıyla misillemede bulundu. Bahreyn, BAE, Kuveyt, Katar, Suudi Arabistan, Ürdün ve Irak’ta bulunan ABD üslerini vurdu. ABD ve İsrail’in ortak saldırılarında, İran’ın Hürmüzgan eyaletine bağlı Minab kentindeki bir kız ilkokulu hedef alındı. Saldırı sonucunda en az 160 kız çocuğu yaşamını kaybetti. Saldırılar Lübnan’a da sıçradı. İsrail, Lübnan’ın güneyindeki noktalara saldırılar düzenledi. İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırıları sonucunda onlarca kişi yaşamını yitirdi.
Faşist Netanyahu, “varoluşsal tehdidi ortadan kaldırdıklarını ve İsrail’in varlığını güvence altına aldıklarını” ileri sürerek İran’a yönelik emperyalist saldırıyı meşrulaştırmaya çalıştı. Ayrıca ABD’nin İran’a saldırısı için Trump’a teşekkürlerini iletti. Trump ise “amacımız İran rejiminden gelen acil tehditleri bertaraf ederek Amerikan halkını korumak” açıklamasında bulundu. Faşist Trump, İran halkı için özgürlük istiyormuş!
Bugün ABD-İsrail bloku ile İran arasında cereyan eden savaş, üçüncü emperyalist paylaşım savaşının yeni bir halkasıdır. Bu savaş, hâlihazırda sayısız ülkeyi etkilemektedir ve tüm bölge şimdiden kocaman bir ateş topuna dönmüştür. ABD emperyalizminin esas hedefi İran’ın muazzam yeraltı zenginliklerini kendi kontrolüne geçirerek başka bir emperyalist aktör olan Çin’i kuşatma altına almaktır. ABD’nin Venezuela’ya yönelik emperyalist müdahalesi ve İran’a karşı yürütmüş olduğu emperyalist savaş bunun en önemli göstergesidir. Çünkü Çin, dünyanın en büyük petrol rezervlerine sahip olan bu iki ülke ile ticari ilişkilere sahiptir. ABD, içinden geçmekte olduğu hegemonya krizine son vermek için potansiyel rakiplerini ve onların müttefiklerini saf dışı bırakmak istiyor. ABD-AB emperyalizminin desteğini arkasına alan İsrail’in esas hedefi ise, Filistin topraklarını tümüyle ilhak etmek ve Ortadoğu’da dokunulamayan bir güç olmaktır.
ABD ve İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü bu savaş, emperyalist yağma ve talan savaşıdır. Ancak İran da bu emperyalist savaşın bir tarafı ve parçasıdır. Ortadoğu’da nüfuz mücadelesi yürüten bölgesel bir güçtür; Rusya-Çin ekseninin içinde yer almaktadır. Komünistler, savaşların niteliğini tayin ederken haklı ve haksız, emperyalist ve anti-emperyalist savaş ayrımını gözetirler. Bugün ABD ve İsrail’in yürütmüş olduğu bu savaş emperyalist savaştır, haksız savaştır.
Savaş, siyasetin şiddet araçlarıyla sürdürülmesidir. Emperyalist paylaşım savaşında işçilerin ve emekçilerin hiçbir çıkarı yoktur, olması da mümkün değildir. Tüm emperyalist savaşlarda olduğu gibi, ABD-İsrail ile İran arasındaki savaşta da en büyük yıkımı işçi sınıfı ve geniş emekçi yığınlar yaşamaktadır.
Komünistler, devrimciler, ilericiler İran emekçi halkının yanındadır. Biz İran’a yönelik bu saldırının karşısındayız. Ancak bu kesinlikle molla rejiminden yana olmak anlamına gelmemektedir. İran işçi sınıfının ve emekçi halkının molla rejimi ile hiçbir ortak çıkarı yoktur. Molla rejimini yıkacak ve özgürlük getirecek güç, emperyalistler değildir, İran işçi sınıfı ve bağlaşığı geniş emekçi yığınlardır. Emperyalist ABD’nin ve onun ileri karakolu İsrail’in İran halkını kurtarma ve özgürleştirme yalanlarına en ufak prim verilmemelidir.
Dünya ve Ortadoğu işçi sınıfı için, emperyalist savaşın karşısında olmak dışında başka hiçbir yol yoktur. 1914’te emperyalist savaş patladığında, Lenin, tüm ülkelerin işçilerini kendi egemenlerine karşı mücadeleye çağırmıştı. “Savaşı, burjuvaziye karşı bir sınıf savaşına dönüştürmek gerekir” demişti. Bu çağrının günümüzde, İran bağlamında somut durumda karşılığı bellidir: Ne emperyalist müdahale ne molla rejimi! İşçi sınıfına düşen görev, emperyalist haydutlara karşı çıkarken aynı zamanda yerli burjuvaziye de karşı çıkmak ve onun iktidarını yıkmak için mücadele etmektir! Başta ABD olmak üzere, dünyanın her yerinde işçi sınıfı da emperyalist müdahaleye karşı çıkarak İran işçi sınıfı ile dayanışmayı büyütmelidir!
Bizler emperyalizmin getirdiği “özgürlüğün” ne olduğunu Yugoslavya’dan, Afganistan’dan, Libya’dan, Irak’tan, Suriye’den biliyoruz. Dünya işçi sınıfının ve uluslararası komünist hareketin örgütsüz olmasını fırsata çeviren emperyalistler, dünyanın dört bir tarafını savaş alanına çevirmiştir. İnsanlığa verdikleri özgürlük değil; kan, gözyaşı, acı ve ölümdür! Dünya proletaryasının büyük önderi Lenin’in söylediği gibi, “«Özgürlük» gösterişli bir kelimedir fakat özgür ticaret adı altında en acımasız savaşlar gerçekleşmiştir. «Emeğin özgürlüğü» adı altında işçiler acımasızca soyulmuştur.”
Kalıcı barış, ancak savaşları yaratan kapitalizm ortadan kaldırılınca mümkün olabilir. Çağımızda savaşların ana kaynağını kapitalizmin en yüksek aşamasını ifade eden emperyalizm oluşturmaktadır. Bu nedenle, emperyalizmin varlığı savaş tehlikesinin sürmesini ifade etmektedir. Emperyalizm koşullarında “barış”, geçici ateşkes döneminden başka bir şey değildir. Aynı anlama gelmek üzere emperyalizmde “barış”, savaşa hazırlık dönemidir. Bu yüzden, savaşların kalıcı olarak ortandan kalkması emperyalist-kapitalizmin bir bütün olarak ortadan kaldırılmasına bağlıdır. İşçi sınıfının nihai zaferinin gerçekleşmesiyle yani proleter devrimle birlikte, kapitalizm tarihin çöp sepetine atılacak ve sosyalist toplumun yolu sonuna kadar açılacak! Sömürünün, savaşların, her türlü ezme ve ezilme ilişkisinin son bulduğu, kalıcı barışın hâkim olduğu sosyalist bir dünya kurulacak!
Ne Emperyalist Müdahale Ne Molla Rejimi!
Emperyalist Savaşa Hayır!
İran Emekçileri Yalnız Değildir!
Yaşasın Proletarya Enternasyonalizmi!
ABD-İsrail Emperyalist Haydutluğuna Karşı İran Emekçilerinin Yanındayız!
İsrail-İran Savaşı: Emperyalist Savaş Yeni Bir Çılgınlık Evresinde
