Yangın, Savaş, Şiddet: Ölmek Değil Özgür ve Eşit Olmak İstiyoruz!

Yangın, Savaş, Şiddet: Ölmek Değil Özgür ve Eşit Olmak İstiyoruz!

1911 Triangle yangınından Dilovası’ndaki iş cinayetine, emperyalist savaşların yarattığı yıkımdan gece vardiyalarında tükenmeye… Emekçi kadınlar geçmişten bugüne kapitalist sistemin yol açtığı felaketlere karşı direnirken, bunun ayrılmaz bir parçası olan eşitlik ve özgürlük mücadelesini de ileriye taşıyorlar. Kâr hırsına, sömürüye, erkek egemen sisteme ve şiddete karşı omuz omuza mücadele eden emekçi kadınların dayanışma ve mücadele mesajları: Ölmek değil, özgür ve eşit olmak istiyoruz!

Kocaeli/Çayırova’dan bir kadın petrokimya işçisi: Bu yıl 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutlarken, bir yanda kadın hayatını kolaylaştıracak en acil taleplerimiz var. Tüm işyerlerine ve mahallelere ücretsiz ve nitelikli kreş, uzun çalışma saatlerinin kısaltılması, doğum izinlerinin uzatılması… Öte yanda ise içimizi burkan, acımızı büyüten iş cinayetleri ve artan şiddet, kadınların katledilmesi gerçeği var!

Patronların gözünü kör eden kâr hırsı, denetim eksikliği, iş güvenliği önlemlerinin alınmaması ve yasaların uygulanmaması nedeniyle, Kocaeli Dilovası’nda 8 Kasım 2025’te Ravive Kozmetik adlı parfüm dolum fabrikasında üçü çocuk yaşta altı kadın işçi yanarak feci halde can verdi.

Geçmiş tarihlere baktığımızda, 1800-1900’lü yıllarda da yine aynı şekilde çocuk yaşta insanların çalıştırılmasını, iş kazalarında ölümleri ve çıkan yangınlarda katledilen kadınları görürüz. Örneğin, 25 Mart 1911’de ABD’nin New York kentinde Triangle gömlek fabrikasında 146 kadın işçi yanarak can vermişti.

Aradan geçen yüz, yüz elli yıla rağmen kâr hırsının değişmediğini, insanların kapitalist düzene kurban edildiğini görüyoruz. Bu sömürü düzenini kabul etmiyoruz. 8 Mart vesilesiyle kadınları bir ve beraber olmaya çağırıyoruz. Unutmayalım ki bu sömürü ve katliam düzeni ancak bizim mücadelemizle değişebilir! İran’da bir duvar yazısında, “Devrim bir kadının evidir, çünkü kalacak başka bir yeri yoktur!” diye yazıyordu. Dünyada var olma mücadelesi veren tüm emekçi kadınların 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü’nü kutluyorum!

İstanbul/Avcılar’dan bir öğrenci: Kadın haklarının, eşitlik ve özgürlük mücadelemizin sembolü olan 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günümüz kutlu olsun. Üreten, direnen ve yeni bir kültürün yaratıcısı olan kadınlarımızın 8 Mart’ı kutlu olsun!

İstanbul/Avcılar’dan bir öğrenci: Hepimizin 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun. 8 Mart’ın direniş hafızasına sahip çıkıyor ve kadınların mücadelesini yaşatıyoruz. 8 Mart çiçek böcek günü değil; kadınların eşitsizliğe, sömürüye ve ağır çalışma koşullarına karşı verdiği onurlu mücadelenin günüdür. 8 Mart’ın ortaya çıkışından bu yana aradan geçen yıllara rağmen patronların kâr hırsı değişmiyor. Dilovası’nda fabrikada denetimsizlik nedeniyle yangında yanarak hayatını kaybeden 6 kadın işçiyi unutmayacağız. Geçmiş kuşaktan kadınların haklı ve onurlu direnişi bugün bizim mücadelemize de yol gösteriyor. İnsanca bir yaşam için omuz omuza mücadele etmeye devam edeceğiz.

İstanbul/Pendik’ten bir kadın metal işçisi: Dünyanın her gün daha da karanlığa gömüldüğü bir süreçte 8 Mart’ı andık, mücadele günümüzü kutladık. Bir anne olarak savaşın gölgesinde tedirgin ve kaygılıyım. Çocuklarımıza güzel ve güvenli bir gelecek hazırlamak isterken savaşın yıkıcılığı yüzümüze çarpıyor. Her gün çocukların öldüğü ve yoklukla mücadele ettiği görüntüleri izliyoruz. İran’da ABD-İsrail bombalarıyla katledilen 160’tan fazla kız öğrenci, sömürü düzeni kapitalizme olan öfkemizi daha fazla artırıyor. Savaşın karanlığı dünyayı sararken en çok da biz kadınlar yok oluyoruz. Bu karanlığı ancak mücadeleyle aşabilir ve çocuklarımıza güvenli bir gelecek bırakabiliriz. Emekçi kadınlar sınıf kardeşleriyle birlikte mücadele ettikçe dünya daha yaşanılabilir bir yer haline gelecek. Yaşasın 8 Mart, yaşasın emekçi kadınların var olma mücadelesi!

Kocaeli/Gebze’den bir kadın petrokimya işçisi: 8 Mart, kapitalist sisteme karşı mücadeleyle, hatta yüzlerce kadının ölümüyle kazanılmış bir gündür. Rahatça nefes almak, özgürce yaşamak istiyoruz. Her yerde sadece erkeğin egemen olduğu bir dünyada huzur olmaz; kadınların hayatın her alanında olduğu bilinmelidir. Bu düzende kadının hayatı öylesine ucuz ki, sadece bir günlük ömür biçilen kelebeğin ömrü bile kadınınkinden daha uzun ve değerli sayılıyor. “Karar verme yetisi olmayan, zayıf, duygusal bir varlık” olarak görülen biz kadınlar, her yerde reklam yüzü olarak kullanılıyor ve bir mal, bir meta olarak görülüyoruz. Kadınların birer nesne gibi kullanıldığı, rahatça ve huzur içinde yaşayamadığı bir dünyanın varlığına karşıyız. 8 Mart bir çiçek buketiyle ya da hediyeyle anlamlandırılmamalı. Ben üç vardiya halinde çalışıyorum ve gece vardiyasında feleğim şaşıyor. Bu çalışma düzeni bitsin istiyorum. Zorbalık, şiddet bitsin istiyorum. Aşağılanma son bulsun, tüm kadınlar özgür olsun! Tüm kadınların özgür olduğu bir dünya için birleşelim!

8 Mart: Direncin, Umudun ve Kararlılıkla Değiştirmenin Tarihi

Aleksandra Kollontay: Emekçi Kadınlar Günü Nasıl ve Neden Örgütlendi?