Her türlü zorluğa, sömürüye, baskıya, tacize ve ezilmişliğe rağmen, kadınlar bu yıl da 8 Mart’ta alanlardaydı. Hem Dünya Emekçi Kadınlar Gününü anmak hem de “biz buradayız” demek için bir araya geldiler. Birçok kentte ve alanda kadınlar, 8 Mart’ın tarihsel anlamını, kadınların sorunlarını ve mücadelesini tartıştılar. Biz de emekçi kadınlar olarak bir araya geldik; mücadeleye ve umuda dair şiirler okuduk, kadınların ve toplumun içine itildiği çıkmazı nasıl aşabileceğimizi konuştuk.
Düzen partileri, patronlar ve bu düzenin kurumları, 8 Mart’ın tarihsel ve emekçi içeriğini boşaltmak için ellerinden geleni yapıyor. Her yıl işyerlerinde içi boşaltılarak da olsa kutlamalar yapılırdı. Ancak bu yıl, “tasarruf tedbirleri” bahanesiyle çoğu işyerinde kutlamalar iptal edildi. Oysa patronların yaptığı, kadınlara küçük hediyeler veya çiçekler verip, güya kadına değer verdiklerini göstermekti. Aslında bu, kendi reklamlarını yapmaktan başka bir şey değildi. Çünkü onlar için 8 Mart, sadece bir “kadınlar günü”ydü; işçi kadınların eline bir çiçek tutuşturup fotoğraf çektirmek yeterliydi. Ancak iktidarın pompaladığı baskı ve sindirme politikaları nedeniyle, bu yıl 8 Mart çoğu işyerinde ve fabrikada sessiz sedasız geçiştirildi. Hatta 8 Mart’a ve kadının adına bile tahammül edemeyen bu zihniyete bazı sendikalar da teslim oldu.
Çalıştığım fabrika uzun yıllardır sendikalı ve birçok kadın işçi var. Ancak sendika bu yıl bir kutlama bile düzenlemedi. Sendikalar, işçi sınıfının mücadele örgütleri olmalıdır. Fakat ne yazık ki birçok sendika, bürokratların çiftliği haline gelmiş durumda. Patronlarla işbirliği yapıyor, iktidarın sözünden çıkmıyorlar. Oysa işyerinde 8 Mart’a dair bir bildirinin okunması, tarihinin ve emekçi özelliğinin vurgulanması, mücadelemizi simgeleyen karanfillerin dağıtılması sembolik de olsa önemlidir, kıymetlidir.
Baktık ki sendika hiçbir şey yapmıyor, harekete geçtik ve üretimin ortasında kendi kutlamamızı yaptık. Cumartesi gününe denk geldiği için hepimiz çalışıyorduk. Mesai saatinde tüm kadınlar toplandık, birbirimize sıkıca sarıldık ve 8 Mart’ı unutturmaya çalışanlara inat sesimizi yükselttik. Bunu gören sendika temsilcileri de mecburen yanımızda durdu. Hepimizin yüzünde, güzel günlerin umuduyla sıkılı yumruklarımızla 8 Mart fotoğrafımızı çektirdik.
Bizi yok sayan, güçsüzleştirmeye çalışan patronlara, iktidara ve onlarla işbirliği yapan sendika bürokratlarına karşı, biz kadınlar umudumuzu diri tutmalı ve her zaman bir adım önde olmalıyız.
Emekçi Kadınlar: Saygı Görmek, Eşit ve Özgür Bir Yaşam İstiyoruz!