Los Angeles Yangını ve Gençlerin Geleceği
İstanbul Avcılar'dan bir kadın öğrenci, 23 Ocak 2025

Zamanın alabildiğine hızlandığı, neredeyse her önemli toplumsal sorunun evrenselleştiği ve hatta krize dönüştüğü, garip, sarsıcı bir dönemin içindeyiz. En basitinden, diyelim gençlerin yaşadığı işsizlik, kendini değerli ve yararlı hissetmeme, tükenmişlik, depresyon, geleceksizlik hakkında konuşuyoruz… Gençlerin durumu Türkiye’de, ABD’de, Fransa’da ya da herhangi bir ülkede de aynı. Peki, neden kendimizi yalnız, değersiz veya çaresiz hissediyoruz? Çünkü yaşadığımız sistem bizi boğuyor, bir karabasan gibi üzerimize çöküyor. Toplum ileriye doğru gitmiyor, gidemiyor. Dünyanın gözü önünde soykırım yaşanıyor, emekçilerin duyarlı kesimleri hariç herkes izliyor. Savaşlar artık her yerde! Göç sorunu artık her yerde! İster ABD’de olsun isterse Türkiye’de yangın çıkıyor, haftalarca söndürülemiyor, sonra dönüp bakıyoruz, aynı manzara: Hazırlık yapılmamış, önlem alınmamış, yangınları söndürmek için ayrılan devlet kaynakları küçültülmüş, itfaiye bütçesi kısılmış, işçiler işten çıkartılmış! Yani kısacası hepimiz, en fazla da gençler olarak büyük bir korku hissediyoruz. Şu Los Angeles yangını bile, kapitalist düzen altında bize gelecek ve huzur olmadığını göstermiyor mu?

Los Angeles ABD’nin Kaliforniya eyaletinin bir parçası. 7 Ocakta başlayan orman yangınları alınmayan önlemler nedeniyle tam anlamıyla faciaya dönüştü. Tam olarak ölü sayısı netleşmese de eldeki verilere göre en az 27 kişi hayatını kaybeti,100 binden fazla kişi evini terk etmek zorunda kaldı. 40 bin dönümden fazla alan kül oldu, 12 binden fazla ev hasar gördü veya kullanılamaz hale geldi. Devasa büyüklükte orman alanları ile kentsel alanlar yanıp küle dönmüş, griye dönen sokaklarıyla kent adeta korku filmlerini andıran gerçeküstü bir hayalet kente dönmüş durumda…

Peki, kimi sorumlu tutacağız? Şöyle bir etrafımıza baktığımızda, hesap vermesi gereken sorumlular yani devleti yönetenler ve benzerleri hiç oralı değiller. Sanki korkunç bir yangın olmamış, insanlar ölmemiş, insanlar acı çekmemiş gibi davranıyorlar. İnsanı şok eden bir vurdumduymazlık var. Tüm patronlar ve devleti yönetenler, el ele vermişler doğayı nasıl talan edeceklerini ve işçileri daha ne kadar sömüreceklerinin hesabını yapıyorlar. Küresel iklim değişikliği var diyor bilim insanları, ekolojik kriz yaşanıyor diyor uzmanlar ama kapitalistler hiç oralı olmuyor. Kendisi de büyük bir kapitalist olan Trump, iktidara oturduğu gün, “Drill baby drill” (kaz bebeğim, kaz) diyor, iklim değişikliğiyle dalga geçiyor. Daha fazla kömür ve petrol çıkartacaklarını, dünyanın ve bizim tabi ki anamızı daha fazla ağlatmaktan geri durmayacaklarını dünyaya ilan ediyor.

İnsan sormadan edemiyor: Rüyalar ülkesi olarak gösterilen dünyanın en güçlü, en zengin ülkesi ABD’de yangın günlerdir nasıl olur da söndürülemedi? ABD’nin Kaliforniya eyaletinde normalde Mayıs-Ekim aylarında çıkan yangınlar iklim krizi nedeniyle bütün yıla yayılmış durumdayken gerekli ve yeterli önlemlerin alınmadığı görülüyor. İnsan şaşırıyor ama dünya kapitalizminin tepe ülkesi ABD günlerdir süren yangın karşısında acziyet içerisinde. Fakat bu acziyet imkânların olmamasından değil. Los Angeles belediyesinin itfaiye bütçesinde Temmuz 2024’de 17 milyon dolardan fazla kesinti yaptığı ortaya çıktı. İtfaiye gibi önemli bir kurumdan bütçe kesintisi yapılırken, ABD’li egemenler silahlanma ve savaş bütçesinin payını yıldan yıla artırıyorlar. Gençler daha iyi koşullarda okusun diye eğitim bütçesini değil, sağlık bütçesini değil, savaş bütçesini artırıyorlar yani ölüme yatırım yapıyorlar! ABD, 2023’te 916 milyar dolar askeri harcama yaptı. Korkunç büyüklükte bir rakam bu. Türkiye gibi bir ülkenin bir yılda ürettiği toplam değere eşit. Üstelik 2024 yılı verileri henüz açıklanmış değil. Ancak İsrail’in Gazze’de yürüttüğü soykırımın finansörü ABD’dir. Keza Ukrayna’ya yapılan ekonomik ve silah desteğinin arkasında da ABD var. Bunları düşündüğümüzde askeri harcamaların daha da arttığına şüphe yoktur.

Utanıp sıkılmadan bu sistemin ne kadar akılcı/rasyonel olduğunu anlatıyorlar bize! Böyle bir sistem insanlık için ne kadar yararlı olabilir ki? Olamıyor da zaten, dünyanın haline ve halimize bakmamız bunu anlamaya zaten yeter! Yangın sırasında Los Angeles bölgesi itfaiye şefi Anthony Marrone,  “Los Angeles ve bölgedeki 29 itfaiye teşkilatının hiçbiri, bu tür yaygına hazırlıklı değil” demiş. İtfaiye yangına hazır değil ama ABD 1 trilyon dolar silaha para harcıyor, bu kapitalist bir düzende oluyor. Sonra da bunu kalkıp, insanlığın görüp göreceği en ileri, en gelişmiş, en insana uygun sistem diye bize pazarlıyorlar. Onlar insandan sadece rekabet eden, kâr için doğayı ve toplumu hiçe sayan kapitalist insanı anlıyorlar. Bizden uzak cehenneme yakın olsun bu insanlar! Bu kafa önlem almak yerine, felaketi nasıl halka yuttururum diye bakıyor. İtfaiye şefinin belirttiği gibi, yangına hazırlık yoktu! Doğa olaylarının felakete dönüşmemesi için önlem almayanlar, yangın felakete dönüşünce sanki olağanüstü bir durummuş gibi sunuyorlar. Oysa olağanüstü değil, felaketin nedeni kapitalistlerin kâr hırsı. O yüzden yangın kapitalist düzenden ve kapitalistlerden bağımsız değil. İnsana ve topluma ayrılması gereken bütçe silaha ayrılırsa, bu felaket kaçınılmaz olur. Bir kez daha gördük ki kapitalist sistemde insana ve doğaya zerrece önem verilmiyor. Onlar için önemli olan ordu ve polis gibi zorbalık araçlarına bütçe ayırmak, toplumu, emekçileri baskı altında tutmaktır.

ABD gibi dünyanın en güçlü ülkesinde bunlar yaşanırken, dünya tam bir yangın yerine dönmüşken, ülkemizdeki baskı ve zorbalık yüzünden nefes alamıyorken biz gençler nasıl kendimizi değerli hissedelim, gelecek kaygısı yaşamayalım? E ne yapacağız o zaman? Evimize çekilip oturalım mı? Zulme boyun mu eğilim? Dünyadaki bu gidişata itiraz etmeyelim mi? Elbette böyle yapmayacağız, sosyalist sınıf bilinci kazanan gençler olarak moralimizi asla bozmayacağız, sosyal medyaya gömülmeyeceğiz, etrafımızdaki arkadaşlarımızı bilinçlendirip bu aşağılık düzene karşı harekete geçireceğiz! Çünkü bu düzen yeryüzünden silinip atılmadan insana, doğaya, canlılara, kediye, köpeğe, deredeki kurbağaya huzur yok!

Ekolojik Kriz Kapitalizmin Krizidir

Şuurlu Sosyalist Gençler Olarak Umutsuz Değiliz!

İlgili yazılar

Okur Mektupları, 16 Eylül 2024
Gülhan Dildar, 6 Kasım 2016