Kapitalizmin Tarihsel Çıkmazında Trump ve Ticaret Savaşları

Kapitalizmin Tarihsel Çıkmazında Trump ve Ticaret Savaşları

Sunuş

Aşağıda, Trump’ın birinci döneminde yani 2018’de başlattığı ticaret savaşını, bunun nedenlerini, Çin’in köklü tarihsel dönüşümünü ve emperyalist bir güç haline gelmesini, kapitalist dünya ekonomisini ve onun günümüzde ulaştığı karmaşık yapıyı ele alan inceleme ve makaleler yer alıyor. Ayrıca hem Trump’ın 6 Ocak hükümet darbesi girişimini hem de 2024’te başkanlık yarışı sürecinde uğradığı suikastı ele alan makaleleri bulacaksınız. Keza Trump’ın ikinci kez seçilmesinin ardından, “Trump ABD Emperyalizminin Derdine Çare Olacak mı?” başlıklı üç bölümlük bir yazı kaleme aldık.

Tüm makalelerde, bugün halkalar halinde genişleyen emperyalist savaşın aslında yeni biçimler altında sürdürülen bir Üçüncü Dünya Savaşı olduğu, bu savaşı emperyalist sistemin hegemonya krizinin doğurduğu ve ticaret savaşlarının da bu savaşın devamı olarak geliştiği vurgulanıyor. 1914’te savaş başlayana kadar, kimse bir dünya savaşının neye benzeyebileceğini tam olarak kestiremiyordu. Zaten bir dünya savaşının olabilmesi için kapitalizmin tarih sahnesine çıkması ve daha da önemlisi emperyalist aşamaya yükselmesi gerekiyordu. Bu andan itibaren, emperyalist güçler arasında keskinleşip savaşa dönüşen rekabet, kaçınılmaz olarak dünyasallaştı. Bugünkü emperyalist dünya savaşında emperyalist güçler henüz doğrudan karşı karşıya gelmiyorlar ve bunun birçok nedeni var. Ama gerçek olan şu ki bugünkü emperyalist dünya savaşı ve doğurduğu krizler tüm dünya siyasetini, ekonomisini ve tüm halkları derinden etkileyip belirliyor.

Birçok burjuva ideolog ve hatta kimi Marksistler, Trump’ın başlattığı ticaret savaşlarıyla birlikte küreselleşmenin sonuna gelindiğini ve ülke ekonomilerinin içe kapanma eğilimine girdiğini iddia ediyorlar. Bunu söyleyenlerin kapitalizminin temel itici gücünü ve işleyiş yasalarını, kelimenin gerçek anlamında derinlemesine anlamadığı açık! Marx, daha Komünist Manifesto’dan başlayarak, Grundrisse ve Kapital’de dünya ekonomisinin, onun bugün küreselleşmeyle ifade edilen bütünleşik ve karmaşık karakterinin sermayeye içsel olduğuna dikkat çeker. Küresel dünya ekonomisi, ülke ekonomilerinin ortalama bir toplamı değil, tüm ülkeleri uluslararası üretim bantlarıyla birbirine bağlayan karmaşık bir bütündür.

Aşağıda da vurguladığımız üzere; “Kapitalizm, tüm ülkelerin dâhil olduğu ve karmaşık iktisadi ilişkiler temelinde birbirine bağlandığı bütünsel bir dünya ekonomisi yaratmıştır. Dünya ekonomisini bir ağa benzetmek mümkün. Kapitalizmin geliştiği ve dünya pazarının oluştuğu dönemde bu ağın iç örgüsü ve dokusu son derece gevşektir. Zaman ilerledikçe dünya ekonomisinin iç kenetlenmesi artmıştır. Fakat özellikle SSCB’nin çöktüğü ve tüm kürenin kapitalizme açıldığı 1990’larla birlikte, bu ağın iç örgüsü alabildiğine sıkılaşarak bütünsel bir doku meydana getirmiştir. Bugünkü dünya ekonomisi kapitalizmin varoluş biçimidir ve bu noktadan geri dönülmesi düşünülemez. Böyle bir dünyada ABD niteliğinde hegemon bir gücün içe kapanabileceğini düşünmek emperyalist kapitalist sistemin doğasını anlamamak olur. Kapitalizmde küreselleşmeci ya da içe kapanmacı/izolasyonist gibi mutlak kategoriler yoktur. Bir dönem serbest ticaretin, bir başka dönem ise şu ya da bu ölçüde korumacılığın savunulmasını sağlayan sermayenin ihtiyaçlarıdır. Mesele şu ki Trump, kapitalizmin tarihsel sınırlarına ulaşıp tıkandığı ve dünya ekonomisinin girift ilişkiler temelinde bütünleştiği bir dönemde ticaret savaşı yürütüyor. Bu da kaçınılmaz olarak sistemin bağrındaki çelişkileri çok daha fazla keskinleştirip yeni ve sarsıcı krizlerin önünü açıyor.”

Aşağıda, 6 Ocak 2021’deki hükümet darbesi girişimini ele alan makaleyi en öne alıyoruz. Çünkü öncelikle Amerikan egemen sınıfı içindeki krizin, Trump’ın iktidara nasıl geldiğinin, neyi savunduğunun, emekçileri nasıl etkilediğinin ve neden iktidarı bırakmak istemediğinin anlaşılması gerekiyor. Devamında ise, tüm makaleleri kronolojik tarih sırasına göre sıraladık.

PDF İndirmek için Tıklayın!