İnsanlığa ve Doğaya Düşman Yağmacı Sürüsü!

İnsanlığa ve Doğaya Düşman Yağmacı Sürüsü!

Zeytinlik yasası, maden yasası ya da enerji santrali yasası adı altında doğa yağmalanıyor, üzerine bastığımız toprak altımızdan çekiliyor. Türkiye’nin dört bir yanından Ankara’ya giden ve günlerce eylem yapan köylülerin sesi duyulmadı. AKP-MHP iktidarı, zeytinlikleri madencilik faaliyetlerine açan yasayı 19 Temmuzda Meclis’te kabul etti. Artık madencilik şirketleri hiçbir engele takılmadan, istedikleri gibi altın, gümüş, bakır, nikel, çinko ve kömür arayabilecek. Bu yüzden, yasada yapılan değişiklik “süper izin” olarak adlandırılıyor. Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporu gereksiz hale getirilerek tüm ülke, boydan boya açgözlü madencilik şirketlerine açılacak. Maden arama kararı verilen alanlardaki zeytinlikler, ormanlar, göller engel tanımadan yok edilecek. Yani doğa, yaşam alanlarımız, nefes aldığımız çevre kâr hırsına kurban edilecek!

Kaz Dağlarında uçsuz bucaksız ormanların yok edildiğini gösteren fotoğraflara bakınca insanın içi burkuluyor. “Bu kötülüğü neden yaparlar?” diye düşünmeden edemiyor insan. Zeytinliklere, ormana, toprağa düşmanca yaklaşıyorlar. Bunları düşünürken, sosyal medyada 11 Temmuz tarihli Birgün Gazetesinde bir haber gördüm; “5 bin ağacın altına dinamit döşeyecekler” diye yazıyordu. Doğanlar Madencilik, Aydın’ın Karpuzlu ilçesinde, Latmos (Beşparmak) Dağlarının eteklerinde yer alan ve “önemli doğa alanı” olarak tanımlanan bölgede yeni bir feldspat ocağı açmak için ÇED süreci başlatmış (Feldspat; cam, seramik, kaynak elektrotları ve boya sanayisinde kullanılan önemli bir endüstriyel hammadde).

Yeniköy ve Kemerköy termik santralleri için 80 bin ağaç, Latmos Dağları eteklerindeki ormanlarda ise 5 bin ağaç tehdit altında. Biz bir ağacın dalını bile kırmaya kıyamazken, onlar yerin derinliklerine kök salmış, tüm canlılar için vazgeçilmez ormanlara dinamit yerleştiriyor. Bu çok acı verici bir şey, bir işgal, doğa soykırımı resmen. Tek dertleri kâr olan maden şirketleri ve tüm kapitalistler, doğaya, insana ve tüm canlılara düşmandır. Bizim zenginliğimiz doğamızdır; onların zenginliği ise bizim doğamızı yağmalamaktan gelir. Emeğimizi sömürdükleri gibi doğamızı da sömürüyorlar.

Meclis’ten geçirilen bu madencilik yasasının yıkıcı sonuçlarını torunlarımızın torunları bile görecek. Ordu’nun yüzde 74’ü madenlere açılmış durumda. Kaz Dağlarının yüzde 79’u maden ruhsatlı. Hep duyuyorduk Kaz Dağlarına göz diktiklerini ama bu kadarını beklemiyordum. Yüzde 79 ne demek? Ülkenin her yerini sermayeye peşkeş çekmeye, talan etmeye, soyup soğana çevirmeye ant içmişler. Kaz Dağları, antik çağdan günümüze birçok kültürün yaşadığı, oksijen deposu bir bölge. Daha önce gitme şansım olmuştu; tertemiz havası, yeşilliği, dağlarıyla göz kamaştırıyordu.

Zeytinliklerin yok edilmesine gelince… Neymiş, taşınabilir zeytinlikleri taşıyacaklarmış, yeni fidanlar vereceklermiş! İstediklerini yapsınlar, bu yarattıkları çirkefliğin yerini hiçbir şey tutamaz. İnsanların aklıyla alay ediyorlar. Boşuna dememişler; “kapitalizm, senin olanı senden alır ve sana satar.”

Şimdi yüzlerce köy tehdit altında. Tarımla ve hayvancılıkla geçinenler, zeytinden ekmek yiyenler geçim kaynaklarını kaybedecek. İnsan sağlığına mükemmel faydaları olan zeytinyağı ve zeytinin üretimi ya düşecek ya da büyük şirketlerin eline geçecek. “Bu bizi ne kadar ilgilendiriyor?” diye sorabiliriz. Doğrudan biz emekçileri ilgilendiriyor. Zeytin ve zeytinyağı üretimi düşecek, gıda fiyatları daha da artacak, yoksulluğumuz ağırlaşacak.

Bozdukları ekosistemin yarattığı yangınları da bir silah olarak kullanıyorlar. Bursa’daki yangına bakalım; madene açılacak alan için “ÇED gerekli değildir” raporu verilmiş. Tesadüfe bakın ki aynı yerde orman yangını çıkıyor! Sonra da “ormanı yakanları bulduk: FETÖ” diyerek algı yaratıyorlar. Ama kimsenin bu yalanlara inandığı yok; AKP-MHP’ye oy verenler bile inanmıyor.

Peki, bu madenlerde kimler çalışacak? Yerinden edilen köylüler, çaresiz bırakıldıkları için madende çalışmak zorunda kalacak. Onların Bunların iş güvencesi, işçi sağlığı ve iş güvenliği ne kadar olacak? Patronlar yeterli ücret verecek mi? Tam bir yağma sürdüren patronlardan önlem almalarını beklemiyoruz, zaten işçiler iktidarın da umurunda değil. Daha yeni, Maden-İş Sendikasına üye işçilerin 1 Ağustosta başlatacağı grev, Erdoğan’ın kararıyla yasaklandı. Neymiş, “milli güvenliğe” zarar verebilirmiş! Yani yarın buralardan iş kazaları ve iş cinayetleri haberleri geldiğinde şaşırmayalım. Olacakları görmek için 1992’de Zonguldak Kozlu’da 263 madencinin, 2014’te Soma’da 301 madencinin iş cinayetine kurban gittiğini hatırlamak yeterli olacaktır.

Kapitalist sistem, ne yapacağını şaşırmış, kudurgan bir canavar gibi doğaya ve insana saldırıyor. AKP-MHP iktidarı, kapitalizm denen yağma düzeninin belki de en açgözlü temsilcilerinden oluşuyor. Sabah akşam vatandan söz edip muhalif olan, hakkını arayan, demokratik haklarını isteyen herkesi “vatan haini” ilan ediyorlar. Ama bunlarda ne dünya sevgisi, ne insan sevgisi var, zaten olamaz da. Onların vatan dediği, Nâzım Hikmetin dediği gibi, banka cüzdanları, çiftlikleri, şirketleri, para kasalarıdır. Sevdikleri tek şey paradır, doların yeşilidir!

İnsanlığa ve doğaya düşman bu yağmacı sürüsüne karşı durmak zorundayız. Eğer sadece bugünü değil, yarınımızı ve çocuklarımızın geleceğini düşünüyorsak, bu kapitalist talan politikalarına karşı çıkmalı; emeğimize, toprağımıza, zeytinimize sahip çıkmalıyız!

 

Ormanlar Yanıyor, Doğa Talan Ediliyor!