Gençlerin Değişim Arzusuna Kelepçe Vurulamaz
İstanbul/Avcılar'dan bir grup öğrenci, 2 Nisan 2025

Biz devrimci sosyalist gençler olarak, zorba rejimin ve kapitalist sistemin üzerimizde kurduğu baskıya, özgürlüğümüzün kısıtlanmasına, geleceğimizin elimizden alınmasına, bizi kaygıya boğmasına karşı öfke duyuyoruz. Eğitim sisteminin hepten içerisinin boşaltıldığı, kadınlara ve çocuklara karşı şiddetin, cinayetlerin artığı, çıkışsızlığın derinleştiği zorbalık rejimi altında nefes alamıyoruz. Tek kişiye dayalı bu diktatörlük rejimi, en küçük itiraza bile tahammül edemiyor, demokratik haklarımızı tümüyle ortadan kaldırmak istiyor.

18 Martta İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptal edilmesi öfkemizi daha da artırdı. Bu rejim altında hiçbir şeyin, ne diplomalarımızın ne de başka kazanılmış hakların bir garantisi olmadığını gösterdi. İmamoğlu, 19 Martta yolsuzluk ve terör soruşturmasıyla gözaltına alındı ve ardından gizli tanıkların ifadesine dayanılarak tutuklandı. Rejim, muhalefetin en güçlü adayını tutuklatarak aslında seçme ve seçilme hakkımızı fiilen gasp etmek istiyor, seçimleri ortadan kaldırmaya çalışıyor. Oysa oy hakkı uzun mücadeleler ve ağır bedeller ödenerek kazanılmıştır. Bu durum bardağı taşıran son damla oldu ve uzun zamandır gençlerde biriken öfkenin açığa çıkmasına vesile oldu.

19 Mart günü İstanbul Üniversitesi öğrencileri, zorbalık rejimine karşı harekete geçip Beyazıt kampüsünde eylem yaptılar. Daha sonra ise üniversite önünden İBB binasının olduğu Saraçhane’ye yürümek istediler, karşılarına polis barikatı kuruldu. Öğrenciler bir taraftan sloganlar atıyor bir taraftan da polis barikatına yükleniyorlardı. Birçok kez polis öğrencilere gaz sıkarak ve coplayarak kitleyi dağıtmak istedi. Ancak öğrenciler hem polisin hem de iktidarın hiç de hesap etmediği bir direngenliğe, derinden gelen bir öfkeye sahiptiler. Sayısı artan öğrencilerin mücadele azmi ve kararlılığı da artıyordu.

Öğrenciler, haklı ve kararlı olmaktan aldıkları güçle polis barikatının bir ucuna sert bir şekilde yüklendiler ve polis tüm gücüne rağmen geriledi ve barikat yarıldı. O an orada olanlarda ve daha sonra bu görüntüleri izleyen herkeste muazzam bir duygu yarattı, korkunun kırılmasına yol açtı. Barikatı aşan binlerce öğrenci “Kurtuluş Yok Tek Başına, Ya Hep Beraber Ya Hiçbirimiz”, “Faşizme Karşı Omuz Omuza” sloganlarıyla Saraçhane’ye yürüdü. CHP liderliği halkı o akşam Saraçhane’ye çağırmak zorunda kaldı. Bizler de öğrenci gençler olarak Saraçhane’ye gittik ve diğer genç arkadaşlarımızla birlikte baskı ve zorbalığa karşı sloganlarımızı attık.

Ertesi gün farklı üniversitelerden öğrenciler biriken haksızlıklara ve onları boğmaya çalışan baskıcı rejime karşı sokaklara indiler. Öğrenci eylemleri ve emekçilerin Saraçhane’yi boş bırakmamasının basıncıyla CHP de harekete geçmek zorunda kaldı. İnanılmaz bir mücadeleci ruh ortaya çıktı ve beraberinde büyüyen bir direniş getirdi. Bunu gören iktidarı korku sardı ve bu direnişi bastırmak için polis gücünü kitlelerin üzerine gönderdi. Halkın doğal hakkı olan protesto yapma hakkını polis şiddeti, tazyikli su ve gazla, gözaltılarla bastırmaya çalıştı, çalışıyor. Ancak yıllardır aşılanan korku duvarları yıkılmaya başladı. O güne kadar gençler arasında “Silivri soğuktur” şakası çok yaygındı, bu şekilde var olan korkuyu dile getiriyorduk. Ama artık korku duvarını aşıyoruz ve kaybedecek bir şey olmadığını daha net görüyoruz. Bu yüzden ülkenin dört bir tarafında öğrenci gençlik korkularını aşıp polis şiddetine ve gözaltılara rağmen eylemlere katılmayı sürdürüyor.

Kızılay eski başkanının kızı Zehra Kınık kullandığı araçla bir gence çarpıp ölümüne neden olmasına rağmen tutuklanmazken, protesto hakkını kullanan ve zulme isyan eden 301 genç arkadaşımız tutuklandı. Gerçeklerin emekçilere ulaşmasını sağlayan gazeteciler gözaltına alındı. Bu saldırılarla rejim topluma gözdağı veriyor, korku yaratıp eylemlere katılımı engellemeye çalışıyor. Ama bu durum korkudan çok öfkemizi daha da biliyor. Biz 301 arkadaşımızın, suçsuz oldukları halde bayramlarını tutsak bir şekilde gözaltında geçirmelerinden dolayı çok öfkeliyiz. Baskı ve zorbalıkla, gözaltılarla bizi yıldıramayacaklar. Biz bu sistemi istemiyoruz ve kavgamızı sürdüreceğiz. İçimizdeki mücadele ateşini söndüremeyecek, toplumdaki değişim arzusunu boğamayacaklar!

Tutsak öğrenci arkadaşlarımız derhal serbest bırakılsın!

“Bitmedi daha sürüyor o kavga ve sürecek yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!”

Rejimin Kendisini Mutlaklaştırma Darbesi: İmamoğlu Gözaltında, Toplumsal Muhalefet Ayakta!

Şuurlu Sosyalist Gençler Olarak Umutsuz Değiliz!

İlgili yazılar

Okur Mektupları, 11 Ağustos 2024
Okur Mektupları, 3 Şubat 2025