Eşitsizliğe, Sömürüye, Şiddete, Erkek Egemen Zihniyete Hayır Diyoruz!

8 Mart: Eşitsizliğe, Sömürüye, Şiddete, Erkek Egemen Zihniyete Hayır Diyoruz!

Bizler, sabahın köründe fabrikalara girenleriz; evdeki bakım yüküyle işteki yoğun tempo arasında hayatı omuzlayanlarız. Farklı işkollarından ama aynı kapitalist sömürü çarkının içinden sesleniyoruz: Üreten, ezilen, sömürülen emekçi kadınlarız. Bize dayatılan “kadının yeri evidir” geri düşüncesini, işte ve evdeki emeğimizin görmezden gelinmesini, eşitsizliği, erkek egemen zihniyeti, şiddeti, savaşı reddediyoruz. Kaybedecek hiçbir şeyimiz yok. Fabrikaların, hastanelerin, ofislerin ve sokakların gerçek sahipleri olarak hayatın her alanında olmaya ve mücadelemizi büyütmeye devam edeceğiz!

İstanbul/Esenyurt’tan bir kadın işçi-öğrenci: Ben yeni liseyi bitirdim ve iş hayatına atıldım. Bir yandan da üniversite sınavına hazırlanıyorum. Bir arkadaşımla aynı fabrikada işe başladık. İlk haftalar iyi gidiyordu, sonra şefimle tartıştım çünkü sürekli kadınları aşağılayıp duruyordu. Neymiş, kadınların yeri fabrikalar değil evde oturup çocuk bakmakmış; kadın kocasının sözünden çıkmayacakmış! Ben de onun yüzüne bakarak, “bir insan nasıl bu kadar cahil olabilir?” dedim, onunla aynı fikirde olmadığımı, ona katılmadığımı, farklı düşündüğümü söyledim. Düşünceleri o kadar saçma ki onunla bu konu hakkında tartışmaya başladık.

Fabrika hayatını yeni yeni öğrenmeye başladım. İşte şimdi gerçek hayatı yaşıyorum, hayatı öğreniyorum. Hem çalışmanın hem para kazanmanın ne kadar zor olduğunu görüyorum. Aynı zamanda geri düşüncelere sahip insanları değiştirmek, para kazanmak ve çalışmak kadar zor… Bunu net bir şekilde gördüm ama alanı onlara bırakacak değiliz, bu da mücadelemizin bir parçası ne de olsa!

Maaş konusuna geldiğimizde, benden önce çalışmaya başlayan biri benden düşük ücretle çalışıyordu. Nedenini sorduğumuzda o kişi bize cevap olarak “Ben ortaokul mezunuyum, o yüzden bu kadar az maaş veriyorlar” dedi. “E, ne olmuş? Ben de lise mezunuyum” dedim. Ama ikimiz de sabahın köründe şafak operasyonuna gider gibi kalkıp işe geliyoruz, akşam da karanlıkta eve dönüyoruz. Aynı saatler arasında tükeninceye kadar çalışıyoruz. Neymiş, şefi zam ayına kadar idare etmesini söylemiş, zam ayında maaşını yükseltecekmiş!

Ama biz patronların, onların müdürlerinin, erkek egemen zihniyetin bize dayattığı kurallara uymayacağız, kurallar bize uyacak. Mücadele ederek başaracağımıza inanıyorum.

İngiltere’den bir emekçi kadın: 8 Mart, kadınların eşitlik, özgürlük ve yaşam hakkı için verdiği uzun bir direnişin simgesidir.

Bugün dünyanın birçok yerinde kadınlar hâlâ erkek şiddetiyle, eşitsizlikle ve sistematik adaletsizlikle karşı karşıya. Son yıllarda artan kadın cinayetleri bize acı bir gerçeği tekrar hatırlatıyor: Bu şiddet bireysel değil, toplumsal bir sorundur!

Kadınların hayatı, emeği ve bedeni üzerinde kurulan tahakküm, eşitsiz bir düzenin, patriyarkanın ve adaletsiz bir sistemin sonucudur. Bizler daha eşit, daha özgür ve daha adil bir dünya istiyoruz. Kadınların korkmadan yaşayabildiği, emeğinin değersizleştirilmediği, sesinin bastırılmadığı bir dünya!

8 Mart’ta tüm bunları bir kez daha hatırlıyoruz, dayanışıyoruz ve değiştirmek için mücadele ediyoruz.

Bir basın emekçisi kadın: Sanat tarihi, yok sayılan ve görmezden gelinen kadınların hikâyesiyle dolu. Edebiyatta, resimde, müzikte, heykelde kadınlar geri plana itildi. Özellikle cinsiyetçi iş bölümüyle kadını eve kapatan ve bakım veren rolüne indirgeyen erkek egemen sistem yüzünden, nice kadın sanatsal üretimden vazgeçmek zorunda kaldı. Bugün estetik alanını da politikleştirmek kadın mücadelesinin bir parçası. Eşitlik ve özgürlük mücadelemiz hayatın her alanında sürüyor, sürecek.

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günümüz kutlu olsun!

Kartal’dan bir kadın sağlık işçisi: Biz kadınlar, iş hayatının yoğun temposu ile ev ve çocuk bakımının getirdiği ağır sorumluluklar arasında boğuşurken, aynı zamanda sokaktaki güvenlik kaygıları ve toplumsal ön yargılarla da mücadele ederek var olma savaşı veriyoruz.

Çok ağır bedeller ödedik, hâlâ ödemeye devam ediyoruz. Birleştikçe ve mücadele ettikçe sesimiz daha güçlü çıkıyor. Bastırmaya çalışılan aklımız isyan edecek, özgürlük çığlığımızı ve sesimizi kesemeyecekler.

Kâinatın sessiz değil, gerçek söz sahipleri biziz. Ve bir gün hak ettiğimiz yerde hak ettiğimiz şekilde en güzel yolları el ele yürüyeceğiz. 8 Martlar her günümüze yayılacak.

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günümüz kutlu olsun!