8 Mart Uluslararası Emekçi Kadınlar Günü benim için sadece kutlanan bir gün değil; düşünmemiz, sorgulamamız ve yüzleşmemiz gereken bir gündür. Çünkü kadınların hayatına baktığımızda hâlâ büyük bir eşitsizlik, ağır bir sömürü ve büyük bir şiddet gerçeğiyle karşı karşıyayız.
Kadınlar hayatın her alanında var. Evde, işte, sokakta, okulda… Emek veriyorlar, üretiyorlar, toplumu ayakta tutuyorlar. Tüm bunlara rağmen hâlâ en çok şiddete maruz kalan, toplumda ikinci sınıf insan muamelesi gören ve ötekileştirilen yine kadınlardır. Susturulmaya, değersizleştirilmeye, görmezden gelinmeye en çok kadınlar maruz kalıyor.
Bunun çok acı örneklerinden birini çok yakın bir zamanda yaşadık. Bir okulda kadın öğretmen öldürüldü, bir diğer kadın öğretmen ise yaralandı. Bunları yapan sadece 17 yaşında bir gençti. Bir öğretmenin, bir kadının, bir annenin hayallerinin bu şekilde elinden alınması sadece bireysel bir suç değildir. Aynı zamanda toplumda büyüyen çok büyük bir sorunun da göstergesidir. Çünkü gençlerin bu şekilde şiddete yönelmesi kesinlikle tesadüf değildir. Şiddetin haber kanallarında, burjuva medyada ve düzen siyasetinde, kısacası hayatın birçok alanında normalleştirilmesi ve günlük akışta olması gereken bir olaymış gibi aktarılması cinayetlerin artmasında da en büyük etkendir.
Oysaki bambaşka bir dünya mümkün… Tarihe baktığımızda bunun örneklerini görüyoruz. Bugün 8 Mart’ın ortaya çıkışı bile emekçi kadınların verdiği büyük mücadelelere dayanıyor. Yıllar önce kadın işçiler daha iyi çalışma koşulları, eşit işe eşit ücret ve insanca bir yaşam için mücadele etti. O mücadeleler sayesinde bugün sahip olduğumuz birçok hak kazanıldı. Değişimler kendiliğinden olmadı; ortaya konan büyük bir mücadele sayesinde var oldu.
Bu yüzden 8 Mart sadece bir kutlama günü değil, aynı zamanda bir hatırlama ve mücadele günüdür. Kadınların uğradığı şiddeti görmezden gelmemek, eşitsizlikleri sorgulamak ve daha güzel, sömürüsüz, savaşsız ve şiddetsiz bir dünya için ses çıkarmak gerekiyor. Çünkü hiçbir kadın korkarak, endişe ederek yaşamayı hak etmiyor. Hiçbir kadının hayalleri yarım bırakılmamalı.
Ama umudu da unutmamak gerekiyor. Geçmişte kadınların dayanışması ve mücadelesi birçok şeyi değiştirdiyse, bugün de değiştirebilir. Daha eşit, daha adil, daha özgür bir toplum kurmak mümkün! Kadınların ötekileştirilmediği, güvende olduğu, gençlerin şiddetle değil umutla büyüdüğü bir dünya kurmanın umuduyla… Değişim zor olabilir ancak hiçbir şey imkânsız değildir!
Yaşasın emekçi kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesi!
